Zihin Tetikçileri (Algı Yönetimi) ve Zarafet Kitapları Yazarları İle Söyleşimize Katılın

Zihin Tetikçileri (Algı Yönetimi) ve Zarafet kitapları yazarları ile keyifli söyleşimizde kendinize, kararlarınıza, ilişkilerinize ve kararlarınıza yeni bir gözle bakabileceksiniz...
 Tarih: 24-09-2020 09:05:18
Zihin Tetikçileri (Algı Yönetimi) ve Zarafet Kitapları Yazarları İle Söyleşimize Katılın

Sevgili dostlar bugün New York Business Excellence Dergisi olarak iki konuğumuz var. Her ikisi de kendi alanlarında uzman iki kardeş Aydın Serdar Kuru bey ve Ayça Kuru hanım.

Her ikisi de kendi alanlarında uzman bu iki kardeş hem ortak eğitimler veriyorlar hem de kitapları aynı anda yayınlanıyor.

Zihin Tetikçileri (Algı Yönetimi ve Gerçekler) kitabının yazarı Aydın Serdar Kuru Algı Yönetimi uzmanı ve eğitmenliğinin yanı sıra Uluslararası Koçluk Federasyonu ICF üyesi ACC seviyesinde bir Koç. Kendisi uzun zamandır İzmir Ege Üniversitesinde görev yapmakta.

Zerafet değil Zarafet kitabının yazarı Ayça Kuru hanımda hem eski bir Miss Turkey yarışmacısı hemde Zarafet ve İmaj danışmanı. Bunun dışında pek dizi ve sinema filminde roller almış bir oyuncu.

Ayça hanım aynı zamanda son derece başarılı bir eğitmen. Ayça Kuru Akademi üzerinden binlerce gence İmaj,Zarafet,Oyunculuk ve Modellik eğitimi vermiş başarılı bir kadın.

İkisi de kendi alanında uzman ve tanınmış olan bu iki kardeşle Algı Yönetiminden, Zarafete oradan insan psikolojisine uzanan güzel bir sohbet yaptık. Siz okurlarımıza faydalı olacağını düşünüyoruz.

1) Ayça hanım uzun zamandır Zarafet ve İmaj alanında çalışan birisi olarak sizce zarif olmanın günlük hayatımızdaki yeri nedir. Yani bir insan zarif olmadan başarılı olamaz mı ? Çok mu gereklidir bir insanın zarafet ve imaj konusunda eğitimli olması ?

Selamlar. Bu güzel soru için teşekkür ederim. Bir çok insanla ilk tanıştığımız zaman ve eğitimlerimize ilk başvurdukları zaman akıllarında olan temel soru budur aslında. Bizler eğitim hayatımız boyunca bir çok bilginin bizim için önemli olduğu konusunda ikna ediliriz.

Örneğin matematik veya fizik gibi konularda eğitim görürüz. Ya da coğrafya gibi derslerde dünyanın yer şekillerini öğreniriz. Tabii ki bunlar önemli bilgilerdir ama eğitim sistemimizde zarafet ve görgü kuralları konusunda pek fazla eğitim alma imkanı yoktur. Benim de ders verdiğim ve müfredatını oluşturduğum birkaç özel okul dışında çocuklarımıza bu alanda farkındalık oluşturacak pek fazla eğitim imkanı bulunmuyor.

Ama esasında kişisel imajınız ve bunun en önemli kısmı zarafet ve görgü kuralları hayattaki mutluluk ve başarınızın temel taşlarından. Bunun nedeni insanın sosyal bir varlık olması ve sürekli başka insanlarla iletişim içinde bulunma zorunluluğu. İnsanlarda size yönelik tavırlarını pek çok bilimsel deneyle kanıtlandığını gibi sizi tanımalarından itibaren birkaç dakika içinde veriyorlar.

Örneğin bir mühendissiniz ve önemli bir firmaya girmek için iş görüşmesine gittiniz. Siz dünyanın en iyi mühendisi bile olsanız eğer iş görüşmesi sırasında size ikram edilen çayı rahatsız edici bir şekilde içerseniz ve daha da kötüsü bardağınızı iş görüşmesi yaptığınız kişinin masasına yani kişisel alanına korsanız ne kadar bilgi sahibi olursanız olun karşınızdaki kişide “olumsuz duygular oluşturacağınız” için bu görüşmeden başarılı ayrılmanız zordur. Esasında Zarafet olarak adlandırdığımız doğru kişisel imaj psikolojik bir süreçtir. Her alanda iletişim ve doğru iletişim araçları kullanarak karşınızdaki insanları doğru etkilemek en önemli meseledir. İnsanların zihinlerinin kapılarını açmadan oraya bir şeyler koymanız mümkün değildir ve insanlar sadece hoşlandıkları ve güvenilir buldukları kişilere kapılarını açarlar. Zaten “Zerafet değil Zarafet” kitabını yazmamdaki amaç bu alanda insanlara doğru ve güvenilir bilgileri ulaştırabilerek iş ve özel yaşamlarında doğru adımlar atmalarını sağlayabilmek umuduydu.

2) Zarafet ve kişisel imajın “psikolojik bir süreç” olduğunu söylediniz ve aklıma hemen Algı Yönetimi geldi bu konuda Aydın Serdar beyin de fikrini almak isterim. Bu tür psikolojik süreçler kararlarımızı hangi oranda etkiliyor ?

Ayça hanım gerçekten de bağlantıyı çok güzel açıkladı ben de biraz ek yapayım. Her kararımız psikolojik bir süreçtir. Örneğin sizin okuyucularınızın  bizim röportajımızı görmeleri ve dikkatlerinin çekilip okuma kararı vermeleri de bir psikolojik süreç olduğu gibi sabah kalktığınız zaman kahvaltıda ne yiyeceğinizden ayağınıza hangi renk çorap giymeye karar vermenize kadar son derece karmaşık psikolojik etkiler söz konusudur. Biz gün içindeki kararlarımızın çoğunu otomatik olarak yerine getirmeye çalıştığımız için bunların ardındaki psikolojik süreçleri fark etmeyiz. İşte bu sebeple hem kendi kararlarımızı hem de başkalarının kararlarının nasıl geliştiklerini daha iyi anlamak için bu konularda eğitimler almamız ve kitaplar okumamız önemlidir.

Yazdığım “Zihin Tetikçileri ve Algı Yönetimi” kitabında samimi ve eğlenceli bir şekilde Algı Yönetiminin hayatımızdaki yerini ve aldığımız bir çok kararın aslında dışarıdan verilen psikolojik telkinler sonucunda alındığını anlatmaya çalıştığım.

Örneğin şu anda bir otomobil sahibiyseniz bu otomobilin modeli ve rengi konusundaki kararınızın arka planında daha küçücük bir çocukken oynadığınız oyuncak arabaların etkisi büyüktür. Hiçbir çocuğun eline hiçbir oyuncak tesadüfi olarak verilmez. Çocuklar geleceğin tüketicileri olduğu için onların tüm beğeni ve zevkleri daha küçükken oynadıkları oyuncaklar ve izledikleri çizgi filmler “dizayn” edilerek oluşturulur. Bir kız çocuğu oyuncak bebeğinin giysilerini giydirirken aslında yirmi sene sonraki kendini giydiriyordur.

3) Ayça hanım giyim kıyafet demişken size dönmem gerekiyor. Kıyafetlerimizi seçerken dikkat etmemiz gereken şeyler nelerdir. Bir insanın giyiminin “zarif olduğunu” nereden anlaşılır ?

Bir insanın dışarıya verdiği en önemli mesaj kıyafetleri ve onları taşıma şeklidir. Bir bayan yöneticinin çantası ve onu taşıma şekli duvarında asılı onlarca diplomadan çok daha önem taşır. Çünkü insanlar sizin bilgilerinizi ve tecrübelerinizi anlamadan önce dış görünüşünüzle sizi değerlendirirler. Ne yazık ki kitapların kapaklarına bakılarak değerlendirildiği gibi insanlar önce dış görünüşleriyle yargılanırlar. Kıyafetleriniz ve duruşunuz sizin alacağınız terfilerden tutun kazandığınız para miktarına kadar bir çok faktörü direkt olarak etkiler.

Ünlü İngiliz yazar Shakespearin dediği gibi “Dünya bir tiyatro sahnesidir bizler de oyuncular”.

Bir oyuncunun rolünü iyi oynamasının temel faktörü de kostümleri ve duruşudur.  Yalnız burada yanlış anlaşılmasın zarafet sadece kadınlara özgü bir faktör değildir. Bir erkeğin de kendine göre zarif ve güçlü bir imaj vermesi son derece önemlidir. Bu sebeple ciddi kariyer hedefleri olan insanların Zarafet ve İmaj konusunda kendilerini geliştirmeleri en az mesleki bilgileri kadar önem taşımaktadır.

Basit bir örnek vereyim. Diyelim ki evinizde bir tadilat yaptırmak için iki farklı ustayla görüştünüz. Ustaların ikisi de benzer bilgi ve tecrübeye sahip. Ama bir tanesi üstünde pis ve özensiz giysileri, yağ içindeki takımları ve kaba konuşma tarzıyla sizinle iletişim kurarken diğeri tertemiz jilet gibi usta kıyafetleri, tertemiz pırıl pırıl parlayan takımları ve etkili konuşmasıyla sizinle iletişim kuruyor.

Burada kararınızı verirken hangi ustayı tercih edersiniz bir düşünün. Buna benzer şekilde  kiminle iş yapıp yapmayacağımızdan tutun hangi insanla arkadaşlık kuracağımıza kadar tüm kararlarımızda karşımızdaki insandan aldığımız duygusal imaj önemlidir. İşte bu sebeple zarafet ve imaj üzerine alacağınız her bilgi sizin için en değerli elmaslardan bir takı gibi değerli olacaktır.

4) Serdar bey bu işin uzmanı olarak size sormak isterim. Bir insan üstünde olumlu bir etki bırakmak için okuyucularımıza vereceğiniz basit Algı Yönetimi tavsiyeleriniz var mı.

Tabii ki. Zaten bu tür pratik önerilerden bir çoğunu kitabımda verdim. Öncelikle dışarıya verdiğiniz imajın başıboş olmaması ama yapay da olmaması gereklidir. Okuyucularınıza vereceğim en önemli tavsiye diğer insanlar üzerinde “sempati algısı” oluşturmalarının çok önemli olduğudur. Çünkü insanlar sempati duymadıkları insanlarla bir arada olmak istemez ama hoşlarına giden insanlarla ticarette yaparlar, dostlukta kurarlar.

Sempatinin temeli “benzerlik ilkesine” dayanır. Hepimiz egoları olan varlıklarız ve kendimizi diğer insanlardan önemli olarak görürüz. Buna göre kendi düşüncelerimiz ve kararlarımız diğer insanların düşünceleri ve kararlarından daha önemlidir.

İşte bu psikolojik mekanizma yüzünden bize benzer insanları otomatik olarak sempatik buluruz çünkü kendimizi hatırlatırlar. Bu mekanizma çok basit şeylerden bile işleyebilir.

Örneğin karşımızdaki insanın sakalı yoksa ve bizimde yoksa otomatik olarak onu sakallı bir insandan daha sempatik buluruz. Ya da bir kadının çok sevdiği pembe bir çantası varsa ve karşısındaki kadında benzer bir çantayı görürse sebebini anlamadan onu sempatik bulur. Bunu her şeye genişletin.

Bizim düşüncelerimizi bize söyleyen insanları daha sempatik ve akıllı bulurken, düşüncelerimizin tersini söyleyenleri “çok sempatik ve akıllı bulmayız” .

O yüzden ilk tavsiyem bir insanla tanıştığınızda hemen ortak ve benzer noktalarınızı arayın ve dikkatini çekin. Eğer kişinin telefon modeli sizinkiyle aynıysa “telefonunuzdan ne kadar memnun olduğunuzu” söylemeniz bile sempati üretecektir. Ama burada en önemli mesele sakın yalan söylemeyin.

Eğer siz klasik müzikten nefret ettiğiniz halde sırf karşınızdaki insanı etkilemek için bunun tersini söylerseniz bu yalan eninde sonunda ortaya çıkar ve ürettiğiniz kısa dönemli sempati öfkeye dönüşür.

Kısacası özetlersem. İnsanlarda sempati üretmek için samimi ve doğru bir şekilde ortak noktalarınızı bulun ve bunlara dikkat çekin.

5) Ayça hanım aynı soruyu size de sorayım. Zarafet ve Kişisel imaj konusunda okuyucularımıza vereceğimiz pratik tavsiyeler bulunmakta mı ?

Tabii ki. Ama uyarmak isterim Zarafet ve Kişisel İmaj konusu çok geniş kapsamlı bir alandır ve sadece birkaç şeyi yaparak ulaşabileceğiniz bir durum değildir. Okuyucularınıza tavsiyem kitabımı dikkatli bir şekilde okumaları ve verdiğim alıştırmaları disiplinli bir şekilde hayatlarına geçirmeleri olacaktır.

Ancak bu röportajı okuyacak okurlarınız için verebileceğim en önemli tavsiye duruşlarına dikkat etmeleri olacaktır. Şöyle bir etrafınıza bakarsanız insanların büyük kısmının öne eğilerek yürüdüklerini ve oturdukları zaman kendilerini saldıklarını göreceksiniz. Dünyanın en güzel kıyafetlerini giyseniz bile eğer duruşunuz kötüyse iyi bir imaj vermeniz olanaksızdır.

Bu sebeple dik durmaya ve dik oturmaya kendinizi alıştırmanız lazım. Bunun içinde kullandığımız egzersizlerden bir tanesi “kitap denge egzersizidir” bu çalışmada öğrencilerimizin kafasının üstüne belli bir ağırlıkta kitap koyarak duruş ve oturma bozukluklarını düzeltmeye çalışırız. Ayrıntıları kitapta var ama bu çalışmayı düzenli bir şekilde yaparsanız kısa sürede etkileyici bir duruşa sahip olabilir ve üzerinizdeki kıyafetlerin hakkını vermeye başlarsınız.

6) Serdar bey birazda kitabınızdan bahsetmek istiyorum ? Hangi konulardan bahsediyorsunuz ve kitabınızı okuyanları neler bekliyor ?

Algı Yönetimi konusunda yıllarca ülkemizin en üst düzey yöneticilerine eğitim verdikten sonra bu  eğitimlere ulaşamayan kesimler için ciddi bir eksiğin olduğunu fark ettim.

Algı Yönetimi insanlarımız tarafından ya hiç bilinmiyor ya da kötü bir şekilde biliniyordu. Bu sebeple oldukça geniş ve öğrenmesi zor bir konuyu her kesimden insanın anlayacağı şekilde samimi ve eğlenceli bir üslupla yazmayı kararlaştırdım.

Kitabın yazılma aşamasında her eğitim seviyesinde insanın da görüşlerini aldım ve kendileri son derece faydalandıklarını söylediler.

Kitap temel olarak Algı Yönetiminin ne olduğu ve kullanılan teknikler konusunda temel bir bilgi veriyor. Bu kitabı okuyanlar hem insanları daha kolay ikna edebilecekler hem de kendilerini yönlendirmeye çalışan “kötü niyetli” odakların hamlelerinden kendilerini ve ailelerini daha kolay savunabilecekler. Yayınevimle beraber bu kitabı bir seri haline getirmeye çalıştık.

Her kitap Algı Yönetimi konusunda bir alanı ele alacak.

Bu ilk kitap genel bir bilgi verirken sonraki kitaplar Algı Yönetiminin siyaset, ekonomi ve medya alanlarında kullanılmasını analiz edecek. Ama tabi öncelikle bu ilk kitabın okunmasını öneririm. Hem eğlenecekler hem de oldukça önemli bilgiler edinecekler.

Şu ana kadar kitap kendisine ulaşan bir çok okurdan son derece iyi geri bildirimler de aldık. Kısacası bu kitabı eğer ben yazmasaydım büyük ihtimal kendimin de alıp kütüphaneme koyacağım bir eser olurdu.

7) Ayça hanım gelelim sizin kitabınıza. “Zerafet değil Zarafet” kitabınız okurlarınıza neler katacaktır.

Bu kitabı öncelikle gençlerimiz ama genel olarak toplumumuzun her kesimi için önemli buluyorum. Çünkü zarafet konusunda ülkemizde pratik ve doğru bilgileri verebilen pek fazla kitap yok. Bu konuda eğitim alabileceğiniz alanlarda sınırlı.

Örneğin önemli bir iş yemeğine gideceksiniz ve bu yemekte doğru bir şekilde ve zarif bir imaj vermek istiyorsunuz. Bu konuda hemen destek alabileceğiniz ve fikir alabileceğiniz pek fazla kaynak bulunmamakta. Önemli bir iş yemeğinde önünüze konan çorbayı içiş şekliniz bile karşınızdaki insanlarda farklı duygular uyandırabilir.

Bu sebeple bu kitap herkesin kütüphanesinde bulunması gereken ve sadece okunmakla kalmayıp ihtiyaç duyduğunuzda fikir danışabileceğiniz bir kitap.

Ben de Aydın Serdar Kuru bey gibi samimi ve anlaşılır bir dille yazmaya çalıştım. Çünkü “çok bilgili” görünmek uğruna karmaşık ve teknik dillerle yazılmış bir kitabın bence bir anlamı yok.

8) Biraz da sizin hakkınızda kişisel bilgiler aktarmak istiyorum okurlarımıza. Örneğin Aydın Serdar Kuru bey sizden başlayalım. Algı Yönetimi konusu çok bilinen bir konu değil böyle bir alanda uzmanlaşmak ve eğitimler vermek nereden aklınıza geldi ?

Bu konu hakkında uzunca bir açıklamayı kitapta aslında yapmıştım ama işin özü şu. Herkesin ilgi duyduğu bir alan  vardır. Bazısı çocukluğundan  beri otomobil tutkunudur bazısı bilgisayarlara merak salmıştır. Herkesin bir alanda ilgili ve becerikli yaratıldığına inanıyorum.

Yani bazı şeyler bazı insanlar için kolaylaştırılmıştır. Benim  ilgi alanımsa insanlarının zihinlerinin içindekilerdi. Kararlarını nasıl veriyorlardı. Kendi kararlarımı etkileyen benmiydim yoksa dışarıdan etkiler daha mı fazlaydı ?

Neredeyse çocukluğumdan beri bu alanda yüzlerce kitap okudum bir çok eğitim izledim.

Hala da devam ediyorum. Algı yönetimi benim bu ilgi alanlarımın hepsini toplayan bir alandı. Koçluk eğitimi aldıktan sonra bu konuların önemini daha da fazla farkettim ve insanlara faydalı olmak adına özel eğitimler düzenledim. Bu eğitimler özellikle bir çok sektörün üst düzey yöneticileri tarafından talep gördü.

Özellikle işi iletişim olan bir çok profesyonelle birlikte çalıştık. Şimdi de kitaplar yoluyla daha geniş bir kitleye ulaşmaya çalışıyorum.

Kısacası ilgi alanın insan ve onun muhteşem zihni.

9 ) Ayça hanım ya siz ? Bir çok alanda önemli kariyerleriniz var. Zarafet konusuna sizi iten neydi ?

Ben de abim gibi düşünüyorum. Hatta benim eğitim alanına girmemede kendisinin büyük rolü vardır. Söylediğiniz gibi Görsel sanatlar ve imaj konusunda bir çok alanda aktif olarak çalıştım.

Bu dönemde insanların en çok ihtiyaç duyduğu alanın Etkili İletişim ve Kişisel İmaj olduğunu gördüm. Başarılı insanlara baktığım zaman başarılarının gerisinde insanları etkileyebilmeleri yatıyordu. Bu alanda da Zarafet ve İmaj teorilerinin çok önemli olduğunu fark ettim.

Ayça Kuru Akademiyi zaten bu amaçla kurdum. Yıllar içinde binlerce gencimize dış dünyaya kendilerini nasıl daha iyi sunabilecekleri konusunda eğitim verdim. Bana da kolaylaştırılan eğitim vermek. İnsanlara özellikle gençlere bir şeyleri öğretebilmek çok hoşuma gidiyor. Bu konuda bir çok televizyon programından tutun ülkemizin önde gelen sanatçılarıyla da çalıştık.

Ben de abim gibi artık edindiğimiz bilgi ve tecrübelerin daha geniş insan kitlelerine ulaşmasına karar verdiğim için bu kitabı yazdım. İlginç bir şekilde ikimizin kitabı da aynı gün çıktı. Türkiyede iki kardeşin aynı anda kitap yayınlamasının galiba başka bir örneği yok. Son derece de güzel oldu. Son derece iyi tepkiler aldık. Tabii ki devamı gelecek.

10) Bu güzel röportajın sonunda ikinize de özel bir soru sorarak bitirmek istiyorum. Buna göre şu ana kadar edindiğiniz tüm bilgiler ve okuduğunuz tüm kitaplardan sadece tek bir tavsiye verecek olsanız bu ne olurdu.

Aydın Serdar Kuru  :  “Ne yaparsanız yapın dürüst ve samimi olun.”

Ayça Kuru : “ Zarafet ruh güzelliğinin dile, göze ve bedene yansımasıdır”

Röportajımıza katıldığınız ve bu güzel fikirlerinizi bizimle paylaştığınız için teşekkür ediyoruz. 

Biz dergimiz olarak olarak “Zerafet değil Zarafet” ve “Zihin Tetikçileri – Algı Yönetimi ve Gerçekler” kitabının evimizdeki ve iş yerimizde kütüphanede bulunması gerektiği konusunda ikna olduk.

Umarım okurlarımız da böyle düşünüyordur.

Aydın Serdar Kuru – Ayça Kuru : Gösterdiğiniz ilgi ve bu güzel sorular için biz teşekkür eder tüm New York Business Excellence Dergisi okurlarına sevgilerimizi yollarız.

Etiketler
  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  DİĞER YAŞAM Haberleri
Tüm Anketler
İş Yerinde Mutsuzluğun Nedeni Nedir?
BİZİ TAKİP EDİN
  • YUKARI