Nilüfer ALTUNDAL BİYAN
  18-06-2020 15:53:00

Sağlık Turizminden Beklenen

Dünya Sağlık Örgütü tarafından yapılan tanımlamaya göre bireylerin kendi yaşadıkları bölgelerin dışına sağlık amacı ile seyahat etmeleri sağlık turizmi olarak kabul edilmiştir. Dünya Sağlık Örgütü turizm faaliyetlerini iş ve tatil turizmi olmak üzere iki ana kategoride toplamaktadır. İkisi arasındaki ayrım ise “zorunluluk” kriterine bağlanmıştır.

İş turizminde bireyler seyahate zorunluluk nedeniyle çıkarken, tatil turizminde tamamen kendi isteklerine göre seyahat etmektedir. Fakat hem zorunluluk hem istek barındıran seyahat uzun yıllar göz ardı edilmiştir. Yüzeysel olarak değerlendirildiğinde turistler zevk için seyahat etmektedirler. Günümüzde birbirinden farklı birçok turizm çeşidinden söz edilmektedir. İnsan ihtiyaçları arttıkça insanların seyahat nedenleri ve buna paralel olarak turizm çeşitleri de farklılık göstermektedir. Bu yüzden insanların neden seyahat ettiklerine yönelik çeşitli etkenlerin olduğu kabul edilmektedir. Bazı kişilere göre seyahat kelimesi günlük rutin işlerden uzaklaşma anlamına, bazılarına göre dinlenme fırsatı bazılarına göre ise yeni bir kültür ile tanışma fırsatı gibi farklı anlamlar taşımaktadır.

Son yıllarda özel turizm olarak nitelendirilen; temiz havadan yararlanmadan, kaplıca turizmine kadar farklı türde sağlık turizmi ortaya çıkmıştır. Yine son yıllarda niş turizm olarak tedavi ve cerrahi müdahale amaçlı medikal turizm de dikkat çeken konulardan biri olarak kendini göstermektedir. Bu turizm sektöründe amaç tedavi olmakla birlikte, tedavi sırasında geleneksel olarak dinlenme ve boş zaman değerlendirme de görülmektedir.

Günümüzde birçok Asya ülkesi, medikal turizm pazarına hakim durumdadır, bir taraftan da çok sayıda ülke de pazara girmeye çalışmaktadır. Bu ülkelerin başında Hindistan oldukça düşük fiyatları ile pazarda önemli bir yer edinmiştir. ABD’deki sağlık turizmi harcamalarının 5.5 milyar Dolar, Avrupa’da 3.5 milyar Euro civarında olduğu, yaklaşık 120 yıldır sağlık turizmine hizmet veren Macaristan, Çek Cumhuriyeti ve Romanya gibi ülkelerden Çek Cumhuriyetinin bu sektörden kazancının 1 milyar Doları aştığı belirtilmektedir.

Medikal turizm pazarında talep Kuzey Amerika, Batı Avrupa ve Orta Doğu olmak üzere üç bölgede yoğunlaşırken, bu bölgelerdeki talebin destinasyonlara dağılımı bakımından; Avrupalı medikal ziyaretçilerin favori ülkeleri Hindistan, Malezya ve Tayland’dır. Malezya İslami referansı nedeni ile Ortadoğu pazarına hakimdir. Singapur, daha önce belirtildiği üzere Japon pazarının temel destinasyonudur. Küba da Orta Amerika pazarına yönelmiştir.

Dünyada medikal turizmin gelişimi, ülkelere göre farklılık sergilemiş ve insan ihtiyaçlarına göre farklı şekillerde gerçekleştirilmiştir. Gidilen bölgelere göre tedavi masrafları, hastaların geldikleri ülkeye göre %50, %70 hatta bazı durumlarda %80’e varan maliyet indirimleri sağlamaktadır. Bu turizmin gelişmesinde en önemli etken; düşük tedavi giderleri, bu ülkelerdeki gelişen tıp teknolojisi, ucuz ulaştırma giderleri ve internet pazarlaması gibi etkenlerdir.

Medikal turizmde turist; tedavisi ile eş zamanlı olarak tedavi amaçlı gittiği ülkenin turizm çekiciliklerinden de faydalanabilme imkanı bulmaktadır. Artık insanlar, medikal turizm için tercih ettikleri destinasyonlarda kendi ülkelerindeki sağlık hizmeti ücretlerine kıyasla daha az para vererek; hem hoşça vakit geçirme imkanı yakaladıkları hem de güvenli bir şekilde tedavi olabilecekleri merkezlere seyahat etmeye başlamışlardır. Medikal turist almak istediği tedaviyi sunan ülkeler hakkında bilgi edinmekte ve sonrasında alternatifler arasında seçim yapmaktadır. Eğer fiyat faktörü kaldırılırsa kişinin bir medikal turizm destinasyonunu diğerine tercihini etkileyen faktörlerin arasında; o bölgenin kültürel yakınlığı, uzaklığı, medikal uzmanlaşması ve ünü sayılabilmektedir.

Son 10-15 yıl içerisinde Türkiye de, turizm sektöründe yaşanan olumlu gelişmelere bağlı olarak sağlık turizmi ve sağlık turizminin alt unsurlarından biri olan medikal turizm de hızlı bir gelişme göstermektedir. Modern yöntem ve tekniklerle gerçekleştirilen tıbbi operasyonların ülkemizde de uygun fiyatlarla yapılabilmesi ile birlikte dünyanın çeşitli ülkelerinden çok sayıda hastanın sağlık hizmeti almak için Türkiye'deki özel sağlık kuruluşlarını tercih ettiği bilinmektedir. Uluslararası hastalar düşük maliyet, kısa bekleme süresi, yüksek kalite ve teknoloji standartları sebebiyle plastik ve estetik cerrahi, göz ameliyatları, saç ektirme, açık kalp ameliyatı, tüp bebek, kanser tedavileri, deri hastalıkları, check-up, diyaliz, kulak burun boğaz, jinekoloji, kalp-damar cerrahisi, ortopedi, diş, beyin cerrahisi, kadın doğum, çocuk hastalıkları, SPA, fizik tedavi rehabilitasyon gibi birçok alan için Türkiye’deki sağlık kuruluşlarını tercih etmektedir. Türkiye, kozmetik, göz ve diş operasyonları amacıyla yurt dışına gitmek isteyen hastalar için önemli ülkeler arasında yer almaktadır.

Son dönemlerde özel hastane işletmelerinin de dikkatini çeken medikal turizm, yabancı hasta departmanlarının kurulmasına vesile olmuştur. Fuar ve benzeri organizasyonlara katılan özel hastaneler yabancı müşteriler çekmeye çalışmaktadır. Kurulan yabancı hasta departmanları önemli bir işlev görmüş ve yabancı hastaların tereddütleri azaldığı gibi sorunlarının çözümü de hızlanmıştır. Dünya medikal turizm piyasasından kendi hissesini almaya çalışan Türkiye’de bulunan hastaların uyruklarına bakıldığında dört farklı kategori olduğu dikkat çekmektedir.

Covid-19 salgınının ekonomik alanda en olumsuz etkilediği sektörlerin başında gelen turizm, bir açıdan da sağlık krizi sona erdiğinde ekonomiyi yeniden hareketlendirebilecek temel itici güçlerin başında geliyor.

Sağlık turizminin 2020 yılı hedefi 1 milyon hastaydı, ancak yaşanan beklenmedik gelişmelerle bu hedefin tutturulması mümkün görünmüyor. 2019’un ilk 10 aylık döneminde Türkiye’ye yaklaşık 650 bin hasta yurt dışından geldi. Sağlık Bakanlığı’nın 2023 yılı hedefi 1,5 milyon hasta ve 10 milyar dolar sağlık turizmi geliri idi.

Uzmanlar ise, doğru stratejiler izlendiği taktirde sağlık turizminin, turizm sektörünün ve bağlantılı olarak da ekonominin “amiral gemisi” olabileceği uyarısında bulunuyorlar, zira sektörün diğer alanlarının aksine sezonluk olmayan ve yılın 12 ayına yayılan bir turizm türü söz konusu.

Uzmanlar, örneğin Covid-19 sonrası süreçte yaşlıların evde kaldıkları süreyi telafi etmek ve beden ve ruh sağlıklarını korumak üzere termal tesislere yönelebileceklerine dikkat çekiyor. Ancak sağlık turizminin salgın sonrası önem kazanan hijyen kurallarına uygun olarak yeniden yapılandırılması, tesislerde temizlik standartlarının iyileştirilmesi ve ülke tanıtımında bu çabaların ön planda tutulması şart.

Diğer yandan, uzun süreli sağlık sorunları için gelen turistler, yabancılara tanınan gayrimenkul kolaylıkları sayesinde ev alıp tapu sahibi olduklarında, oturum izni de ediniyorlar ve sağlık turizmi için ülkeye rahatlıkla giriş yapıyorlar. Dolayısıyla, sağlık turizminin gayrimenkul sektörünü de canlandırıcı bir etkisi olabileceği söylenebilir.

Salgın sonrasında hem Turizm Bakanlığı hem de Sağlık Bakanlığı, sağlık turizmi özelinde bir kampanya yaparlarsa çok kısa sürede ciddi rakamlara ulaşabilir. Ama bunun için yurt dışı temsilcilikleri, bulundukları ülkelerdeki sağlık örgütleriyle, özel sektörle entegre şekilde çalışmaları gerekir. Bu nedenle sürecin doğru yönetilmesi önemlidir.

 Sağlık Bakanlığı, 20 ülkede sağlık koordinasyon ofisleri ve tanı merkezleri açmayı hedefliyor ve bunun için ilk etapta Rusya, Azerbaycan ve Özbekistan’da ofisler açılması gündemde. Böylelikle Türkiye’de tedavi olan hastaların kontrolleri bu tanı merkezlerinde yürütülecektir.

Covid-19 sürecinde Türkiye’nin hasta tedavisindeki çabalarını uluslararası platformda yaygın şekilde tanıtması ve görünürlük kazandırması durumunda, sonraki dönemde sağlık turizmine olan güveni tetikleyebilecektir.

Peki, turistlerin sağlık ve hijyen endişelerini gidermek adına neler yapılmalı?

Uluslararası hastalara yönelik, her aşamada her türlü sağlık ve hijyen önlemlerinin alındığına ilişkin kısa süreli tanıtım filmleri çekilebilir. Tanıtım filmleri yanı sıra alınan önlemlerin anlatılmasında yurt dışı tanıtım ofisleri ve yurt dışı sağlık birimlerindeki görevli personel ile seyahat acenteleri, Sağlık Bakanlığı, özel hastaneler gerekli desteği verebilirler.

Dolayısıyla, sağlık turizmi sektörünü sürükleyecek bir hacme yeniden kavuşulması ve kaybı telafi etme şansı, iyi bir stratejik planlama ile mümkün olabilir: Tanıtımlar bilimsel makaleler, kongre ve sempozyumlar da sunulan bildiriler ve uluslararası fuarlara katılım ile desteklenmelidir.

Turizmin ne zaman normale döneceğini tam olarak bilmiyoruz ama bir gerçek var, artık salgın sonrası Türkiye sağlık turizminde büyük atak yapacak. Çünkü Türkiye, salgın günlerindeki tedbirleri ve sağlık sistemiyle dünyadan büyük takdir topladı.

Birçok ülke maske dahi bulmakta zorlanırken; ABD, İngiltere, Çin, İtalya ve İspanya başta olmak üzere 55 ülkeye Türkiye tıbbi malzeme yardımında bulundu.

Yani Türkiye salgın günlerindeki sınavdan başarıyla çıktı. Sonuç olarak, salgın sonrası iyi yönetilen bir süreç ile sağlık turizmi hem ekonomiye hem de turizme büyük katkı sağlayacaktır.

  YAZARIN DİĞER YAZILARI
Tüm Anketler
İş Yerinde Mutsuzluğun Nedeni Nedir?
BİZİ TAKİP EDİN
  • YUKARI