Hakan Acar
  Güncelleme: 13-01-2021 13:29:00   13-01-2021 12:46:00

Sürdürülebilirliğin Gücü

Neden dünyaya geliriz? Sadece günlük yaşantımızı devam ettirmek için mücadele veriyor olamayız. Asıl amaç bu olmamalı. Herkesin bu dünyaya bir geliş amacı var. Bu amacı bulanlar, hayatının anlamını da bulmuş olur.

İlk başta okuduğunuz soruyu hiç uzun uzun düşündünüz mü? Önceden düşünmüş olup, cevabı da bulanlar oldu belki. İşte o kişiler, şanslı. Çünkü cevabın bulunduğu gün, kişinin yaşamı için en önemli dönüm noktasıdır. Gelecek günler, geçmiş günlere benzemez artık. Çünkü kişisel yaşamın anlamı bulundu! Gelecek günler, artık bir amaca hizmet edecek!

Peki bu sorunun cevabını bulamayanlar ne yapmalı?, dediğinizi duyar gibiyim. Öncelikle “değer”lerine, sonrasında yaparken mutlu oldukları, iyi hissettikleri şeylere baksınlar. Cevap oralarda gizli!

Hayat amacı belirlendi diyelim. Bu amacı gerçekleştirmek için bir yol haritanız olmalı önünüzde. Bu harita bazı sorulara cevap vermeli.

Hayat amacını gerçekleştirirken:

Haftalık veya aylık olarak neler yapacağım?
Danışacağım kişiler olacak mı? Olacaksa bu kişiler kimler?
Herhangi bir engel veya olumsuzlukla karşılaştığımda uygulayacağım bir B planı var mı?
Bu amaç, neyi kapsıyor?
Bu amaç gerçekleştiğinde insanlara fayda odaklı dokunulmuş olacak mı?

Bu sorulara vereceğiniz cevaplar, emin adımlarla ilerlemenizi sağlayacak.

Planlama, uygulamanın temelidir, yapacağınız tüm çalışmalarda bu bakış açısına sahip olmalısınız. Uygulama öncesi oluşturacağınız bu harita (amaç kılavuzu da diyebiliriz), yönünüzü şaşırdığınızda yardımınıza koşacak. Yeter ki bu harita, sağlam bir bilgi ve tecrübe birikimiyle oluşturulsun.

Bilgi ve tecrübesinin çeşitliliği fazla olan kişi, hedefe giden yolda her şeyin istenildiği şekilde gitmeyebileceğinin farkındadır. Başarısızlıkların da bu sürecin bir parçası olduğunu bilir. Başarısızlıklar, fırsat heybemizi doldurur. Bu heybenin çok hafif olması, istenilen başarılı sonucun bizden uzaklaşmasına neden olur. Çünkü azimli ve kararlı çalışmanın yanı sıra, geçmiş başarısızlıklarımızdaki dersleri/fırsatları görmek, başarılı sonucu bize yaklaştırır.

Hayat amacımızı gerçekleştirirken istenilen sonuçları almaya başladık diyelim. Bu durumu kalıcı yapan ne olacak? Cevap çok basit, sürdürülebilirlik. Çalışmaların gelecek kuşaklara iletilmesini sağlayacak olan sürdürülebilirliktir. ‘Tek sefer yaptım, oldu, bitti’ anlayışı devamlılık isteyen çalışmalar için uygun değildir. Bu anlayışı yıkmak için zihin dönüşümü gereklidir.

Sürdürülebilirlik, kalıcılığın işaretidir. Devamlı öğrenme ve uygulama tutkusu canlı tutulursa, sürdürülebilirlik sağlanır. “İnsanlar öğrenme dürtüsüyle doğarlar. Öğrenmeye karşı merak ve bundan duyulan zevk insanın doğasında vardır. Bunlar bebeklikten başlayarak zamanla yok edilir.” demiş W.E.Deming. Bu dürtünün bizden yok edilmesini istemiyorsak, kendimizi bir hayat amacına adayalım ve sürdürülebilirlik örneği olarak akıllarda kalalım.

Başarılı çalışmaların sürdürülebilir olmasından bahsetmişken, yaşamın sürdürülebilir olmasına dair de birkaç ekleme yapalım. Ne yazık ki hepimiz, doğanın dengesinin bozulmasında aktif rol aldık. Doğadaki yaşam alanlarının yok olmasına şahit oluyoruz. Bir yandan küresel ısınma, yaşamın tehlikeye girdiğinin sinyallerini veriyor. Doğa, şu an insanların düşüncesiz davranışlarının sonuçlarıyla mücadele ediyor.

Doğa-insan uyumu sağlanabilir mi? , 
Dünyayı kurtarabilir miyiz? 

Sorularına belgesel yapımcısı ve doğa tarihçisi olan David Attenborough, A Life On Our Planet belgeselinde yanıt veriyor. Belgeselde şu cümle oldukça çarpıcı: “Mesele gezegenimizi kurtarmaktan ziyade kendimizi kurtarmakla ilgili” Hatalarımızı devam ettirirsek, doğa ile uyumlu yaşamayı kabul etmezsek kaybeden taraf olacağız. Çünkü nefesimizin, enerjimizin, hayatımızın kaynağı doğa! Kendi yaşamımız için doğanın da nefes almasına izin vermeliyiz. Bunu hep birlikte başarabiliriz!

  YAZARIN DİĞER YAZILARI
Tüm Anketler
İş Yerinde Mutsuzluğun Nedeni Nedir?
BİZİ TAKİP EDİN
  • YUKARI