Burcu Ateş
  14-07-2020 07:46:00

Yeni Dönemde Başarılı Şirketler İçin İpuçları

AVM ler açıldı, hayat yavaş yavaş normalleşme sürecine girmeye başladı. Yaz rehavetinden sonra pazarlamada ‘back to school’ dediğimiz dönem için hazır mıyız?

Müşteri sağlığını korumaya yönelik uygulamalar, standartlaşması gereken hijyen kuralları, maske kullanımı, el dezenfektanlarının mağaza giriş ve çıkışlarında bulundurulması, mağaza içinde elle dokunulan ürünlerin hijyeninin sağlanması, son teknolojiyle yapılması gereken havalandırma sistemleri, kasa kuyruğu beklerken sosyal mesafenin korunması gibi bir takım kurallar hayatımızın içinde uzunca bir süre yer alacak gibi görünüyor.

Müşteri beklenti ve ihtiyaçları orta noktaya konularak tekrar yapılandırılması gereken tüketici yolculuğu çok daha fazla önem kazanıyor. Çok hızlı bir şekilde ihtiyacını satın alıp dışarıya çıkmak isteyecek tüketiciler için tüm mağazayı dolandırarak kasaya yönelten mağaza düzeni artık satın almama ya da o mağazayı tercih etmeme nedeni olabilir.

Dolayısıyla tüm perakende noktalarında müşterinin yeni ihtiyaçlarını gözeterek yeniden yapılandırmak bu oyunun yeni kuralı olacağını söyleyebiliriz.  

Dijital uygulamalar ve e ticaret yoğun bir şekilde arttı. Türkiye olarak e-ticaret kullanımında %8 ile tüm dünyada 18. Sıradayız. Dijital satın almaların bu dönemde arttığını söylesek de, satın alınan ürünlerin doğru ve hızlı bir şekilde bize ulaştırılması aşamasında sıkıntılar yaşanmakta.

Bu nedenle yine tüketiciyi ortaya koyarak ürünlerin hızlı ve bozulmadan gelmesini sağlayacak ara çözümler üretilmesi kaçınılmaz olacak. Dijital satın alma yaptıktan sonra en yakın noktadan kuyruk beklemeden, o karmaşaya girmeden gidilip alınması  gibi farklı alternatifler ve çözümler hayatımıza daha yoğun şekilde girmeli.  

Perakende sektöründe durum böyleyken tüm iş hayatına baktığımızda orada da teknoloji ve insan odaklı olma bakış açısının harmanlanması gerektiğini söylebiliriz.

Genel duruma bakacak olursak Deloitte’in 2020 trends raporuna göre şirketlerin öncelikle 3 konuya dikkat etmeleri gerekiyor. Bunlardan ilki

Bireysellik arzusu içinde aidiyeti teşvik etmek. Buna göre teknoloji bir çok şeyi sağlasa da insanlar daha büyük bir bütüne ait olma duygusu isterler. Deloitte’un yaptığı araştırmaya göre aidiyet önümüzdeki dönemin hala büyük endişe kaynaklarından biri.

Araştırmaya katılanların yüzde 79’u ‘ işgücüne aidiyet duygusunu teşvik etmenin’ önümüzdeki 12 ila 18 ay içinde kuruluşların başarısı için önemli veya çok önemli olduğunu söyledi.

Dolayısıyla işyerleri bireysellik ya da iş yerindeki gruplaşmalar yerine hedeflerin paylaşılmasını, birbirini tamamlayan yeteneklerin bir araya gelmesini teşvik etmeyi, iş yerinde belli amaçlar doğrultusunda ortaklık ve aidiyet duygusunu ön plana koyarak çalışmayı teşvik edici faaliyetleri desteklemeliler. 

Bu yeni dönemde en önemli ikinci ihtiyaç ‘güvenlik’ duygusunu ihtiyaçlar doğrultusunda yeniden yaratabilmek. Teknoloji insanların sürekli olarak kendilerini yeniden keşfetmelerine imkan sağlar. Ancak bununla beraber insanların en temel ihtiyacı güvende hissetmek.

Deloitte’ın araştırma sonuçlarına göre araştırmaya katılanların  yüzde 53’ü iş gücünün tümünün önümüzdeki üç yıl içinde beceri ve yeteneklerini değiştirmesi gerekeceğini söylüyor. Bu nedenle de değişimi daha güvenli sularda yapmayı, şirketinin onu desteklemesini, uzun vadeli başarı potansiyelini çıkartacak donanıma sahip olmayı istiyor.

Şirketlerin bu belirsizlik dönemlerinde altı kalın şekilde çizilebilen, belirgin aksiyonlar alması gerektiğini ve buna ihtiyaç duyduğunu belirten çalışan sayısı oldukça fazla.

Tüm bu duruma baktığımızda Maslow’un ihtiyaçlar piramidindeki Fiziksel varlığını devam ettirme, sağlık endişesinin giderilmesi, güvende olma, aidiyet ve sevgi ihtiyacının karşılanması gibi ihtiyaçların bu belirsizlik ortamında gelişen teknoloji kullanımıyla harmanlanması gerektiğini söyleyebiliriz.

Gerek koçluk yaptığım gerekse danışmanlık verdiğim şirketlerde yoğun bir şekilde görüyorum ki ekipte motivasyon kaybı var, geleceği belirsiz görüyorlar ve odaklanamıyorlar.

İş dünyası, sağlık krizi ve onun hızla tetiklediği ekonomik durumlar nedeniyle mevcut durumu yönetebilmek için markalar  farklı yöntemler uygulamalılar. Özellikle belirsizliği yok etmek için yoğun çalışmalı, sosyal girişimciliği desteklemeli, müşteriyi ve çalışanı işin odağına koymalılar.

Şunu çok rahatlıkla söyleyebilirim ki şirketlerin ön plana sadece karlılığı koyduğu dönem bitti. Toplumu, müşteriyi, çalışanını ortaya koyan, teknoloji ve dijitalizasyonu insani değerlerle harmanlayan, toplum ve çalışanı için ‘iyi yaşam’ı destekleyen şirketlerin var olma ve büyüme dönemi başlıyor.

  YAZARIN DİĞER YAZILARI
Tüm Anketler
İş Yerinde Mutsuzluğun Nedeni Nedir?
BİZİ TAKİP EDİN
  • YUKARI