Kent Yaşamı Memnuniyeti, Stresle Başa Çıkma ve Yaşam Doyumu İlişkisi; İstanbul Örneği

Bu çalışma; İstanbul’da ikamet edenlerin şehir memnuniyet düzeyi ile yaşam doyumu ve stres düzeyleri arasındaki ilişki incelenmiştir... Demiroğlu Bilim Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Psikoloji Bölümü'nden Dr. Ferda Şule KAYA yayınladığı çalışmasında İstanbul örneğinde oldukça faydalı ve yol gösterici sonuçlara ulaştı. İşte o haber...
 Tarih: 03-10-2019 07:47:15   Güncelleme: 03-10-2019 09:11:15
Kent Yaşamı Memnuniyeti, Stresle Başa Çıkma ve Yaşam Doyumu İlişkisi; İstanbul Örneği

ÖZ
Bu çalışma; İstanbul’da ikamet edenlerin şehir memnuniyet düzeyi ile yaşam doyumu ve stres düzeyleri arasındaki ilişki incelenmiştir.

Bu araştırmanın evrenini İstanbul’da ikamet eden yetişkinler oluşturmaktadır. Örnekleminin İstanbul popülasyonunu temsil etmesi için TÜİK 2018 verilerine göre İstanbul eğitim ortalamasını temsil eden semtlerde yaşayan (169 kişi), ortalamanın altındaki semtlerde yaşayan (103 kişi) ve ortalamanın üstündeki semtlerde yaşayan (160 kişi) toplam 434 gönüllü katılımcı oluşturmuştur.

Araştırmada kişisel bilgi formu ve 3 ölçek kullanılmıştır. Kişisel bilgi formu; yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi, medeni durumu, İstanbul’u vazgeçilmez yapan özellik nedir sorularından oluşmaktadır.

Araştırmada ayrıca; Tatar vd. (2017) tarafından geliştirilen “Kent Yaşamından Memnuniyet Ölçeği”, Kaba vd. (2018) tarafından geliştirilen “Yetişkin Yaşam Doyum Ölçeği”, Moos (1993) tarafından geliştirilen “Stresle Başa Çıkma Yöntemleri Ölçeği” kullanılmıştır. 

Araştırma bulgularında; kent memnuniyeti, yaşam doyumu ve stres başa çıkma açısından anlamlı bir ilişki bulunmuştur.

İstanbul market, kafe, eğitim kurumları konusunda memnun olunan bir şehir olarak görülürken, gürültü kirliliği, ev- kira fiyatlarının yüksek olması, insan yoğunluğu, hava kirliliği, çarpık kentleşme açılarından memnun olunmayan bir şehir olarak ifade edilmiştir.

İstanbul’u vazgeçilmez kılan durum olarak tarihi özelliği ifade edilmiştir.

Sonuç olarak; İstanbul’un kültür kenti değil, AVM kenti olduğu, eğitim kurumlarının niceliksel arttığı fakat kültürel etkinliklerin azlığı sebebi ile niteliksel artmadığı ve gürültü ve hava kirliliğine sahip bir arada yaşamaktan zorlanan insan kalabalığına sahip bir şehir olarak algılandığı bulgusuna ulaşılmıştır.

Anahtar Kelimeler: şehir, şehir memnuniyeti, stres, stresle başa çıkma, yaşam doyumu.

1.GİRİŞ
Şehir kavramı, insanlık tarihi kadar eskiye dayanan bir geçmişe sahiptir. Kentler, tarihi proses içinde medeniyetlerin oluşumunda rol oynayan, büyümesine ve gelişmesine katkı sağlayan alanlar olmuşlardır.
 
İlk şehir oluşumuna bakıldığı zaman; M.Ö. 3000-5000 yılları arasında Mezopotamya ile Nil kıyısındaki verimli topraklarda yetiştirilen tarım ürünlerinin daha fazla üretilip, fazla üretilenin diğer ürünlerle değişim yapılması ve bunu planlamak amacıyla meydana geldiği görülmektedir. (Benovolo, 1995, s.19) Meydana getirilen bu yerleşim yerlerine günümüzde algıladığımız şekillerde şehir demek çok mümkün olmamaktadır.
 
Günümüzde anlamlandırdığımız şekliyle çağdaş kentler, sanayi devrimi ile ortaya çıkan ve profesyonelleşmeyi de yanında getiren bir süreçte oluştuğu söylenebilir. (Tatlıdil, 1994, s.385-397) Böylece bakıldığında Mezopotamya’dan Eski Mısır’a, Uzakdoğu kentlerinden Antik Yunan kentlerine kadar ticaret yerleri, mabetleri, askeri- güvenlik alanları gibi yapıların etrafında yerleşim alanlarının oluştuğunu Sanayi Devrimi ile farklı bir boyuta geçildiğini söyleyebiliriz.
 
 
Şehirler üretimin her geçen arttığı, iş bölümlerinin çoğaldığı, teknolojinin daha çok kullanılabildiği, birçok farklı kültürden gelen insanların kalabalık gruplar oluşturduğu alanlar haline gelmiştir. Bu durum aynı zamanda öngörülmeyen çeşitli problemleri de beraberinde getirmiştir. Sanayi ve endüstrinin gelişmesiyle birlikte kırsal kesimden gelen büyük göçler, şehirli olmak bilinci gelişmeden oluşan büyük kentler meydana gelmesine neden olmuştur.
 
George Simmel kent yaşamı ile ilgili araştırmalar yapan kuramcılardan biri olmakla beraber, “şehrin zihinsel yaşamı” konusunun kentlerde yaşayan bireylerde ne şekilde algılandığına açıklık getirmeye çalışmıştır. Simmel Metropolis ve Modern Yaşam (Metropolis and Modern Life -1903) konulu araştırmasında kent hayatının bireyin bilincini izlenimler, imajlar, duyumlar, faaliyetlerle ele geçirdiğini savunmuştur.
 
 
Bu durumun küçük yerleşim yerlerinin “sakin ve akıcı” hayat anlayışıyla zıt düşmektedir. Simmel, kentlerde yaşayan bireylerin zamanla daha duyarsız bir hale gelerek kendilerini “umulmayan büyüklükte uyarıcılardan” ve sürekli değişim gösteren izlenimlerden koruduklarını düşünmekteydi. Etraflarındaki oluşan karmaşıklıktan kurtulmak için yapmaları gereken işlere dikkatlerini verdiklerini savunmaktaydı.
 
Aynı zamanda Simmel, kentlerde yaşayanların metropol karmaşasının bir parçası olmalarıyla birlikte, insanların duygusal anlamda birbirlerinden uzaklaştıklarını düşünmekteydi. Çağdaş metropolis hayatına dair çözümleriyle kent hayatının beraberinde getirdiği kimsesizlik duygusundan şikâyet edenlere sosyolojik bir açıklama getirmiştir.
 
 
Wirth (2002) ise şehir kavramını sosyal düzen kapsamıyla ilişkisi olamayan, nüfus, yoğunluk ve heterojenlik gibi üç özellikte tanımlamıştır. 
 
Yaşanan yere- kente bağlılık, bireylerin mekânlarla etkileşimlerinde genellikle paylaştıkları bir eğilimi ve o mekanlara yönelik besledikleri duygusal bağı tarif etmektedir. Yer kimliği ise, bireyin mekânla olan yaşanmışlığında ve mekâna olan bağının gelişip güçlenmesinde, ait hissetme sürecine işaret ederek, o mekâna ilişkin kavramların kendilik kavramının bir parçası haline gelmesini ifade eder.
 
Proshansky (1978) yer kimliğini, bireyin etrafıyla (yapılandırdığı- içinde yaşadığı çevre) ve diğer kişilerle olan ilişkilerinde tercihleri, duyguları ve değerleri tarafından belirlenen, mekânın ve kişinin kimliğini kendi yapısında birleştiren karmaşık bir yapı olarak tanımlamaktadır. 
 
Korpela (1989) ise şehir kimliğinin oluşabilmesi için bir yere aidiyet duygusunun yaşanmasını gerekli görürken, bu duygunun şehir kimliğinin tek boyutu olmadığını da belirmiştir. Şehir kimliği ve yaşanan yere bağlı olma kavramları birey ve yaşadığı çevre ile olan ilişkisinin anlaşılabilmesine yönelik birlikte ele alınması gereken özünde birbirinden ayrı kavramlardır.
 
Örneğin bir kişi, bir yerde yaşamaktan hoşlandığı veya buradaki komşuluk ilişkilerinden, verilen sosyal hizmetlerden, belediyecilik hizmetlerinden, işi ile evi arasındaki mesafenin yakınlığından vs. gibi sebeplerden memnun olduğu için yaşamaya karar vermiş olabilir, aidiyet duygusu gelişebilir ama bu yeri kendisinin bir parçası olarak görmeyebilir. Başka biri ise, kendisini başka bir yere (ilçe veya şehir) ait hissederken, yaşadığı yere bağlılığı daha az olabilir.
 
Çalışmamız bu sebeple şehir memnuniyetini araştırmak yanında yaşam memnuniyeti ve stresle başa çıkma becerilerini de sorgulamaktadır.
 
 
Yaşam kalitesi, çevrenin ölçülebilir mekânsal, fiziksel ve toplumsal bileşenleri ve bu bileşenlerin algılanma biçimlerini bir arada ele alan ve buna göre bireylerin algılama biçimlerinin yalnızca nesnel özellikleri ile değil aynı zamanda bireysel etkilerin de değerlendirildiği bir yaklaşımla da ele alınmakladır (Van Kamp vd., 2003).
 
Hava, su, görsel ve gürültü kirliliği, katı atık, iklim, eğlence yerleri ve etkinlikleri (Liu, 1976), boş zaman, sağlık, aile yaşamı, evlilik, iş (Zenhner, 1977), konut, sağlık ve çevre, suç oranı, ulaşım, eğitim, sanat eğlence, ekonomi (Boyer ve Savageau, 1981), hoşnutluk, yetenekler, sosyal çevre, bireyin karakteri ve yetenekleriyle ilgili kişisel faktörlerin etkisi ve biyososyofiziksel çevresel faktörler (Evans, 1994) yaşam kalitesinin kriterleri olarak belirlenmiştir.
 
Yaşam memnuniyetinin belirlenmesi bireylerin yaşadıkları çevre ile ilişkili olduğu literatürde ifade edilmektedir. Çalışmamız yaşam memnuniyeti açısından da incelenmiştir.
 
Şehir kimliğinin, benliğin, sosyal kimliklerin ve diğer yer kimliklerinin, kentsel mekânlarla kurulan ilişkiler boyunca oluşan karmaşık deneyimlerin bir sonucu olarak ortaya çıktığı söylenebilir. Kent, kişisel tecrübe zenginliğinden ortaya çıkmış genel semboller bütünüdür. (Bell, Fisher ve Loomis, 1978; Lalli, 1992).
 
Kent memnuniyetinin oluşmasındaki ilk aşama, kişilerin ya da grupların kendilerini diğer kentlerden ya da ilçelerden ayırıcı ve farklı hissettireceği özelliklerin sunulmasıdır. Bunların içinde yaşadığı yerdeki yeşil alanlar, trafik yoğunluğu, ulaşım imkanlarının çeşitliliği ve konforlu olması, alt yapı hizmetlerinin iyi olması, çevre kirliliğinin oluşumunu önleyen ve bunu önemseyen belediyecilik hizmetleri, kentsel dönüşüm alanları, sosyo-kültürel açıdan uyumlu olup olmama gibi etkenler önemli bir yer tutmaktadır. İkinci aşama olan süreklilik boyutu ise, bireyin kendi kentine ilişkin deneyimlerinin sembolleştirilmesi ve kentin geçmişi ile kendi geçmişi arasında ilişki kurmasıyla gelişen bireysel geçmiş boyutunu kapsamaktadır. Bunun ardından ise şehre bağlılık, ikamet süresi ve aidiyet duygusunun oluşumuyla gerçekleşen, evinde olma duygusunu ifade etmektedir (Lalli, 1992).
 
 
Kentsel mekanların insanın tabiatına ve kullanımına uygun hale getirilmesi şehirde yaşayanların bireysel iyi oluşuna katkı sunmaktadır. Şehri dizayn edenlerin bu doğrultuda bireylerin sosyal, kültürel ve psikolojik destek ihtiyaçlarını karşılamak için bireyle uyumlu çevreler dizayn etmeleri beklenmektedir. (Bulut vd., 2008, s.132; Gülgün ve Türkyılmaz, 2001, s.127). Şehirdeki yaşam alanlarının bireyle uyumlu halde dizayn edilmemesi ise bu yaşam alanlarını kullananların memnuniyetinin azalmasına ve yaşam pratiklerinin engellenmesi oranında saldırganlık davranışlarına neden olmaktadır (Berkowitz, 1989, s.60).
 
 
Çalışmamız bu sebeplerle İstanbul’da yaşayanların stresle başa çıkma becerileri de incelenmiştir.
 
Doyum, beklentilerin, gereksinimlerin, istek ve dileklerin karşılanmasıdır. “Yaşam doyumu” ise bir insanın beklentileriyle (ne istediği), elinde olanların (neye sahip olduğu) karşılaştırılmasıyla elde edilen durum ya da sonuçtur. Bir başka ifade ile kişinin beklentilerinin, gerçek durumla karşılaştırılmasıyla ortaya çıkan sonucu ifade etmektedir (Özer & Karabulut, 2003). 
 
 
Yaşam doyumu öznel iyi oluş ile ilgili bir kavramdır. Öznel iyi oluşun duygusal ve bilişsel olmak üzere iki bileşeni bulunmaktadır. Öznel iyi oluşun duygusal bileşenini olumlu ve olumsuz duygular, bilişsel bileşenini ise yaşam doyumu oluşturmaktadır (Diener, 1984, 1994; Pavot ve Diener, 1993; Pavot, Diener, Colvin ve Sandvik, 1991).
 
 
Yaşam doyumu denildiğinde, belirli bir duruma ilişkin doyum değil, tüm yaşantılardaki doyum anlaşılmaktadır. Genel olarak bireyin istek ve başarıları arasındaki uyum ne kadar çok ise yaşamdan o kadar çok doyum alınacağı varsayılmaktadır (Diener, Oishi ve Lucas, 2003). Bu sebeple yaşam doyumu ile şehir memnuniyeti arasındaki ilişki incelenmiştir.
 
Günümüz toplumlarında özellikle küreselleşme ve iktisadi alandaki liberalleşme, yoğun iletişim ağları ve artan iş yükleri bireyin yıpranmasına ve kendisini baskı altında hissetmesine neden olmaktadır. Bu anlamda stres “modern toplumun hastalığı” olarak ifade edilmektedir (Sabuncuoğlu & Tüz, 1998, s.185).
 
 
Değişimin modern dünyanın kaçınılmaz bir parçası olduğunu düşündüğümüzde, değişime uyum çabası sonucu ortaya çıkan stresten tamamen kurtulmanın mümkün olamayacağı açıktır. Her ne kadar stresten tamamen kurtulamasak da yol açtığı olumsuz sonuçlardan mümkün olduğunca kaçınmak, yani stresle başa çıkmanın yollarını ortaya koymak da insan hayatının kalitesi artırmak açısından gereklidir. Bu anlamda stresle başa çıkmak, stresi ortadan kaldırmak değil, stresi olumlu bir düzeyde tutabilmeyi öğrenmek olarak ifade edilebilmektedir (Doğan ve Eser, 2013, s.31).
 
 
Başa çıkma teorisi ilk kez 1984 yılında geliştiren Lazarus ve Folkman’a göre başa çıkma “kişinin problem çözme yeterliliğini zorlayan veya aşan dışsal ve içsel ihtiyaçlarını yönlendirme de benimsediği bilişsel ve davranışsal çabalardır” (Lazarus ve Folkman, 1984, s.141).
 
İstanbul büyük bir tarihinin olmasının yanı sıra sosyal yaşamıyla, ticaretin kalbi sayılacak konumuyla da göçlere açık cazip bir merkez haline gelmiştir.
 
2017 TÜİK verilerine göre nüfusu 15.029.231 olarak açıklanmıştır. 
 
Dünyadaki hızlı teknolojik ilerlemeler insanların yaşam şekil ve alışkanlıklarını da değiştirmektedir. Yaşam alışkanlıkları değişen insanın kendisine sunulan çeşitli tipteki hizmet ve tesislerden beklenti ve yararlanma tercihleri de değişime uğramaktadır. Böylece farklı alanlardaki kullanıcı tercihi tespitleri, bir kerelik bir iş olmaktan öte, farklı zaman aralıkları ile tekrarlanması zorunluluk arz eder bir konuma gelmiş durumdadır.
 
Bir kentte yaşayan bireylerin sosyal ve psikolojik açıdan algılarının belirlenmesi, o kent yöneticilerine, şehir sakinlerinin sorunlarına ve çözümüne yönelik bilgiler vermesi şehrin düzeni ve dirliği açısından önemlidir. Diğer kentlerle karşılaştırılması, yaşam kalitesinin yükseltilmesi ve memnuniyetinin belirlenmesi için objektif psikolojik ölçüm araçlarına ihtiyaç olmaktadır.
 
 
Bu ilişkisel durumda yer yer geleneksel dokusunun korunduğu ve dünyanın en eski şehirlerinden biri olan, birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, 330-395 yılları arasında Roma İmparatorluğu 395-1204 ile 1261-1453 yılları arasında Bizans İmparatorluğu, 1204-1261 arasında Latin İmparatorluğu ve son olarak 1453-1922 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu’na başkentlik yapmış İstanbul ilinde yaşayan kent halkının kentsel yaşam memnuniyeti stresle başa çıkma ve yaşam doyumu ile ilişkisi incelenmiştir. Elde edilen veriler istatistiksel analizlerle değerlendirilerek, kent halkının sosyo-demografik özellikleri ile kentsel yaşam memnuniyeti arasındaki ilişkilerin saptanması amaçlanmıştır.

Araştırmanın Amacı:

Bu çalışma İstanbul sakinlerinin şehir memnuniyeti düzeyi ile yaşam doyumu ve stres düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır.

Veri Toplama Aracı olarak

- Kişisel Bilgi Formu,

- Kent Yaşamı Memnuniyet Ölçeği,

- Yetişkin Yaşam Doyum Ölçeği ve 

- Stresle Başa Çıkma Yöntemleri Ölçeği kullanılmıştır.

Araştırmanın Örneklemi
 

Örneklem grubumuzun %67’i kadın, %73’ü bekar kişilerden oluşmaktadır. İstanbul’u temsil edecek örneklem grubu İstanbul eğitim ortalamalarına göre oluşturulmuştur.

TÜİK 2018 verilerine göre Endeksa firmasının oluşturduğu istatistiki verilere göre İstanbul Eğitim ortalaması %62,54 puan aralığındaki lise mezunları oluşturmaktadır.

Çalışmamızda eğitim ortalamasını temsil eden semtler 2. Grup, %65 üzerindeki semtler 3. Grup ve %55 ve altındaki bölgeler 1. Bölge olarak tanımlanmıştır.

1. Bölge olarak (Bakırköy, Beşiktaş, Beylikdüzü, Kadıköy, Şişli, Üsküdar, Ataşehir) toplam 160 kişi (%37) oluşturmaktadır.

2.  Bölgeden (Bahçelievler, Fatih, Küçükçekmece, Başakşehir, Ümraniye, Güngören, Büyükçekmece, Sarıyer, Avcılar, Pendik, Beykoz, Kartal ve Çekmeköy)’den 169 kişi(%39)  ve

3. Bölgeden  ise( Esenler, Sultangazi, Bağcılar, Gaziosman Paşa, Sancaktepe, Beyoğlu, Bayrampaşa, Esenyurt, Zeytinburnu, Eyüp ve Maltape)’den oluşan 103 kişi (%24)oluşturmaktadır.

 

Araştırmanın Bulguları ise şöyledir:

Tablo 1’de katılımcıların İstanbul’a ait sevdiği özellikler ve ortalama puanları,

Tablo 2’de ise sevmediği özellikler ve ortalama puanları verilmiştir.

 

Tablo 1’e bakıldığında en beğenilen ilk üç özellik: market, mağaza, manav, semt pazarı gibi alışveriş olanakları, yeterlilikleri ve uzaklıkları; okul, üniversite, kurs gibi eğitim olanakları; posta, kargo vb. hizmetleri olduğu görülmektedir.

 

Tablo 2’ye bakıldığında memnun olunmayan ilk üç özellik: gürültü kirliliği; kentteki ev satış ve kira fiyatları, kent içindeki insan yoğunluğu, kalabalığı olduğu görülmektedir.

4.SONUÇ

Kent memnuniyeti açısından bakıldığında İstanbul örneklem grubumuz tarafından temel ihtiyaçların karşılanabildiği bir şehir olarak algılanmaktadır.

Bu durumu ön sıralarda market, mağazayı koymalarından anlayabiliriz.

Son 20 yılda açılan AVM sayısındaki artışı göz önüne alırsak İstanbul AVM şehri olarak algılanıyor olarak yorumlayabiliriz. Bu durumu eğitim olanakları takip etmektedir. Bu durumu yine son yılda katlanarak artan üniversite ve eğitim kurumları ile açıklamak mümkündür. 

Banka, postane, lokanta,hastane hizmetleri ve eğlence yerleri  ile devam eden memnuniyet sıralamasında kültür,sanat etkinliklerinin 10. Sırada yer alması dikkat çekmektedir.

İstanbul eğitim kurumları açısından sayıca artmakla beraber kültürel etkinlik açısından geride kalması eğitimin niceliksel artmasına ragmen niteliksel artışı konusunu sorgulamaya ihtiyaç göstermektedir. Kültürel etkinliğin de eğitim kurumları ile eşdeğer artmadığını göstermektedir.

Eğitim kurumlarının café ve restaurant artışını sağladığı düşünülebilir.

Yine kütüphane memnuniyetinin 19. Sırada yer alması bu durumu teyit eder durumdadır.

İstanbul’da memnun olunmayan bulgulara baktığımızda durum Gürültü kirliliğinden birinci sırada bulunmaktadır.

Bu durumu ev, kira fiatlarının fazlalığı,insan yoğunluğu,hava kirliliği, doğal hayatın korunamadığı, çarpık kentleşme, insanların birarada yaşama konusundaki kurallara uymamasının zorlukları, trafik, çocuklara ait oyun alanları, yeşil alanın azlığı gösterilmektedir. Bu durum bize sayıca hızla artan bir nüfusa sahip olan İstanbul’un niteliksel, kalite açısından da hızla düştüğünü açıkça göstermektedir.

Trafik sorunun 8. Sırada yer alması ise toplu taşıma yapılan yatırımların sonuç verdiğini göstermektedir. Bunun yerini gürültü, ev fiyatları, hava kirliliği ve doğal hayatın ihlal edilmesinin aldığını göstermektedir.

Yaşam doyumu açısından bulguları değerlendiridiğimizde evil grup, bekar gruba  göre yaşam memnuniyeti daha yüksektir. Sosyal çevre memnuniyetinin yüksek olması evil olarak  şehirde yaşamanın daha memnuniyet arttırıcı olduğu düşünülebilir.

Burada bekar hayatının memnuniyette düşük çıkması üniversite öğrencileri açısından dezavantajlı bir durum olarak düşünülebilir.

İstanbul’u vazgeçilmez yapan nedir sorusuna tarihi mekanların birinci sırada yer alması dikkat çekicidir.

Bu durumu eğitim imkanları ve üçüncü sırayı ekonomik imkanları takip etmektedir.

İstanbul artık taşı toprağı altın şehri olarak algılandığını düşündürmektedir.

 

KAYNAKÇA
Bal, H. (1999). Kent Sosyolojisi. Ankara: Turhan Kitabevi.
Bell, P. A., Fisher, J. D., & Loomis, R. J. (1978). Environmental psychology. Philadelphia: Saunder Company.
Benevolo, L., & Nirven, N. (1995). Avrupa tarihinde kentler. İstanbul: AFA Yayınları.
Berkowitz, L. (1989). Frustration-aggression hypothesis: Examination and reformulation. Psychological Bulletin,106(1), 59-73. doi:10.1037//0033-2909.106.1.59
Boyer, R., & Savageau, D. (1981). Places rated almanac. Chicago: Rand McNally.
Bulut, Y., Atabeyoğlu, Ö, & Yeşil, P. (2008). Erzurum Kent Merkezi Donatı Elemanlarının Ergonomik Özelliklerinin Değerlendirilmesi Üzerine Bir Araştırma. Tarım Bilimleri Dergisi,14(2), 131-138.
Diener, E., Oishi, S., & Lucas, R. E. (2003). Personality, Culture, and Subjective Well-Being: Emotional and Cognitive Evaluations of Life. Annual Review of Psychology,54(1), 403-425. doi:10.1146/annurev.psych.54.101601.145056
Doğan, B., & Eser, M. (2013). Üniversite Öğrencilerinin Stresle Başa Çıkma Yöntemleri: Nazilli Myo Örneği. Electronic Journal of Vocational Colleges,3(4), 29-39.
Evans, D. R. (1994). Enhancing Quality of Life in the Population at Large. Social Indicators Research,33(1), 5-22. doi:10.1007/BF01078958
İstanbul. (n.d.). Retrieved from https://tr.wikipedia.org/wiki/İstanbul#Nüfus_yapısı
Kamp, I. V., Leidelmeijer, K., Marsman, G., & Hollander, A. D. (2003). Urban environmental quality and human well-being. Landscape and Urban Planning,65(1-2), 5-18. doi:10.1016/s0169-2046(02)00232-3
Korpela, K. M. (1989). Place-identity as a product of environmental self-regulation. Journal of Environmental Psychology,9(3), 241-256. doi:10.1016/s0272-4944(89)80038-6
Lalli, M. (1992). Urban-related identity: Theory, measurement, and empirical findings. Journal of Environmental Psychology,12(4), 285-303. doi:10.1016/s0272-4944(05)80078-7
Lazarus, R. S., & Folkman, S. (1984). Stress, appraisal, and coping. New York: Springer.
Moos, R. H. (1993). Coping Responses Inventory: Professional manual. Odessa, FL: Psychological Assessment Resources.
Pavot, W., & Diener, E. (2004). The subjective evaluation of well-being in adulthood: Findings and implications. Ageing International,29(2), 113-135. doi:10.1007/s12126-004-1013-4
Proshansky, H. M. (1978). The City and Self-Identity. Environment and Behavior,10(2), 147-169. doi:10.1177/0013916578102002
Sabuncuoğlu, Z., & Tüz, M. V. (1998). Örgütsel psikoloji. İstanbul: Alfa Yayınları.
Simmel, G. (1993). The Metropolis and Mental Life. In D. N. Levine (Ed.), Georg Simmel on individuality and social forms: Selected writings. Chicago: The University of Chicago Press.
Tatlıdil, Ercan, “Kent Kültürü ve Boş Zaman Değerlendirme”, Dünyada ve Türkiye’de Güncel Sosyolojik Gelişmeler: Sosyoloji Derneği 1. Ulusal Sosyoloji Kongresi(3.4.5. Kasım 1993, İzmir), Ankara: Sosyoloji Derneği Yay. III., c.I, 1994.
Zehner, R. B. (1977). Indicators of the quality of life in new communities. Cambridge, Mass: Ballinger Pub.
Özer, M., & Karabulut, Ö. (2003). Yaşlılarda Yaşam Doyumu. Turkish Journal of Geriatrics,6(2), 72-74.

 

 

Etiketler
  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  DİĞER ARAŞTIRMA Haberleri
Tüm Anketler
İş Yerinde Stres Yaşamanızın Temel Nedeni Nedir?
BİZİ TAKİP EDİN
  • YUKARI