İşyerinde Genç-Dostu Kültürü Geliştirmek için 5 Yol

Neden ofisler ve işyerleri genç-dostu olmalı? 30 yaşın altındaki gençler bugün dünyada nüfusun yüzde ellisinden fazlasını oluşturuyor. 2030 yılında ise bu rakamın yüzde 75 olacağı öngörülüyor.
 Tarih: 29-08-2020 12:43:52
İşyerinde Genç-Dostu Kültürü Geliştirmek için 5 Yol

Bu şaşırtıcı istatistik hayatın her alanında çok önemli bir etken olacak. İşgücünün çoğunluğunu artık gençler oluşturacak. Bu gençler yeni dijital çağada kendi algı ve beklentileriyle, iş hayatına büyük potansiyeli olan yeni bir kültür yerleştiriyorlar.

Weforum'dan Shakir Akorede'nin haberine göre; iş dünyasını değiştiriyorlar ve bir şirket için genç-dostu işyeri olmak artık bir seçenek olmaktan çıktı.

En iyi yetenekleri çekmek ve elde tutmak artık bir zorunluluk. Bu nedenle birçok araştırma yapılıyor. Milenyum gençlerinin değerleri ne ve hayatı nasıl değerlendiriyorlar?

Bunlardan biri Global Annal Survey 2017 (Küresel Yıllık Araştırma 2017).

Bu araştırmada 186 ülkeden gençler, liderlere genç-dostu şirketler yaratmaları için sahip olmaları gereken özellikleri sergiledi.

1) Vizyon ve Stratejiye Katkı Sağlamak için Fırsatlar Vermek

Bir şirketin vizyonu başarısının anahtarıdır. Vizyon hem her kuruluşu diğerlerinden ayırt edici bir marka olarak tanımlar hem de çalışanlara bir amaç verir.

Başarılı liderler stratejilerini gençlerin ana tercihleriyle uyumlu hale getirmelerinin elzem olduğunu bilirler. Halihazırda gençlerin yüzde 60’ı kendilerini şirketin misyonuna yakın hissetmediği ve daha iyi bir iş bulmak için ayrılıyor.

Araştırmaya göre gençlerin vizyona katkı sağlama isteği, bağlılıklarının bir göstergesi ve bu, uzun vadede liderler tarafından işe sadakat olarak kabul edilmeli.

Böylece şirketin vizyonu bireysel hedeflere dönüşecektir. Çalışanlar şirkette kalmaya teşvik edilecekler ve örgütün bütünsel başarısı için ellerinden geleni yapacaklar.

Ayrıca şirketin stratejileri yükselen yeni sosyal sorumlu yatırım, büyüme ve kazanç talepleriyle uyumlu hale gelecektir.

2) Mentorluk ve Ters Mentorluk İmkânları

Bir milenyumlu olarak kuruluşlara yeni katılan gençlerin mentorluğa ihtiyaç duymasından utanmıyorum. Aslında gurur duyuyorum. Çünkü benim neslim, çok ağır bir yük olan üniversite borcunu ödemek veya kendi işini kurmak için sermaye bulmak amacıyla her zamankinden daha girişimci olmak zorunda. Buna rağmen iş hayatına giren gençler beraberinde öğrenme tutkusunu getiriyor ve uzmanlık kazanıyor.

Bu genç çalışanlara mentorluk programlarıyla yardımcı olmak şart. Kuruluşlar, milenyum çalışanlarının yeteneklerini işin gerektirdiği beceriyle ve onların vizyon beyanıyla uyumlu hale getirecek verimli mentorluk sistemlerine sahip olmalıdır. Bunun karşılığında liderler de kazanacak.

Ters mentorluk sayesinde gençler olgun yaştaki çalışanlar ve yöneticilere sosyal medya ağları ve yapay zekâ gibi yeni teknolojileri öğretiyorlar ve onları nasıl şirketin hedeflerini artırmak için kullanabileceklerini gösteriyorlar.

Çalışan-işveren ilişkisinde bir değişim var.

Genç çalışanlar daha çok sorumluluk almak istiyorlar. Liderler de mentorluğu kullanarak gençlere işi daha iyi anlamaları, daha çok içgörü kazanmaları ve karar alma seviyelerini yükseltmelerinde yardımcı oluyorlar.

3) Hataları bir Öğrenme Tecrübesi Olarak Kabul Eden bir Kültürü Benimsemek

Profesyonelleri profesyonel yapan bir şey varsa o da devamlı öğrenmektir. Microsoft’un CEO’su Satya Nadella göreve atanmadan önce mülakatında çok ilginç bir yorum yapmıştı:

“Beni ne tanımlar… ben her zaman öğrenciyim.”

Milenyum çalışanlar iş tecrübelerini geliştirmeleri için öğrenmeliler ve hata da bu sürecin ayrılmaz bir parçasıdır. Şirket yöneticilerinin bunu başarılı bir şekilde idare etmesinin yolu da hatanın her zaman kötü olmadığını kabullenmektir.

Araştırmaya göre hatayı bir öğrenme tecrübesi olarak kabul etmek milenyumluların inovasyona, risk almaya ve bilinmeyeni keşfetmeye açık olmaya meyilli olduklarını gösteriyor.

Bu özellikler işi büyütür, değer katar ve gençlerin hem kendi yeteneklerini hem de profesyonel potansiyellerini geliştirmelerine olanak sağlar. Yani hatalar genç çalışanların daha hızlı öğrenmelerine ve gelişmelerine yardımcı olur. Devamlı öğrenme kültürüne sahip kuruluşlar potansiyellerini en çok kullanabilenlerdir.

4) İş Takvimini Yönetmek

Yaygın bir inanç var: Denetimin eksikliği çalışanların verimliliğini azaltır, bu nedenle sabit bir çalışma zamanı ve yeri gereklidir.

Bu nasıl doğru olabilir?

Basel Üniversitesinde araştırmacı olan Michael Beckmann bu soruyu cevaplamaya çalışanlardan biri.

Özerlik etkeninin çalışanın performansını engellemediğini Beckmann ispatladı: “Belirli bir sürede belirli bir yerde olmaktan ziyade asıl olan üzerinde anlaşılan görevleri tamamlamak.”

Kendi çalışma zamanları üzerinde kontrolü yüksek olan çalışanlar aslında daha çok çalışıyor.

Aynı zamanda Harvard Business Review’un bir araştırmasına göre, çalışanlar ne zaman, nerede ve nasıl çalışabileceklerini seçebilirse daha yüksek seviyede tatmin oluyor, inovasyon ve iş performansı artıyor.

5) Özgürlük: Görüşlerini Rahatça İfade Edebilme Fırsatı

Yüz yüze veya elektronik ortamda etkin etkileşim verimlilik için hayati önem taşıyor.

Gallup’un bir araştırması yöneticilerin çalışanların düşüncelerini rahatça dile getirebileceği bir çevre yaratmadıklarını ortaya koyuyor. Verimliliği optimize etmek için iş yerinde yüksek seviyede etkileşime ihtiyaç var.

Gençler, enerjileri, merakları ve tutkularıyla bilinir. Gençler sadece görüşlerini rahatlıkla anlatabilecekleri bir ortam bulmak istemiyorlar aynı zamanda söylediklerinin dikkate alındığını bilmek istiyorlar. Liderler gençlerden faydalanmak istiyorlarsa geribildirim ve eleştiriye daha açık olmalıdır. 

  Kaynak: OPTİMİST YAYINLARI
  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  DİĞER YÖNETİM Haberleri
Tüm Anketler
İş Yerinde Mutsuzluğun Nedeni Nedir?
BİZİ TAKİP EDİN
  • YUKARI