Covid19 Ekonomik Etkileri ve Tedbirler: Türkiye'de Helikopter Para Uygulaması

Bu çalışmada Covid-19 ekonomik önlemleri kapsamında Türkiye özelinde uygulanan politikaların bütün halinde “helikopter para” teorisine ne oranda benzediği, bu kapsamda da olası olumlu ve olumsuz sonuçları değerlendirilmiştir.
 Tarih: 23-09-2020 18:19:21   Güncelleme: 23-09-2020 19:27:21
Covid19 Ekonomik Etkileri ve Tedbirler: Türkiye'de Helikopter Para Uygulaması

Dr. Öğr. Üyesi Hakan Eryüzlü tarafından yapılan ve Ekonomi Maliye İşletme Dergisi'nde de akademik çalışma olarak yayınlanan çalışmaya göre; tüm Dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgınının ekonomik yansımaları ciddi şekilde hissedilmeye başlanmıştır.

Salgının yarattığı korku ve panik ortamı piyasa mekanizmalarını derinden etkileyerek arz ve talep şoklarına sebep olmaktadır. 

Gelişmiş ülkeler başta olmak üzere her ülke kendi olanakları dahilinde parasal genişlemelerle desteklenen ekonomik politika tedbirlerini uygulamaya başlamışlardır.

2020 yılı tüm Dünyada negatif büyüme ve artan işsizlik sorunu ile geçeceği ise tahminlerin ortak noktasını oluşturmaktadır.

Ekonomik anlamda küresel rekabetin ikinci plana bırakıldığı bu dönemde regülasyon uygulamalarının da arttığı gözlenmektedir.

Bu çalışmada Covid-19 ekonomik önlemleri kapsamında Türkiye özelinde uygulanan politikaların bütün halinde “helikopter para” teorisine ne oranda benzediği, bu kapsamda da olası olumlu ve olumsuz sonuçları değerlendirilmiştir.


COVID-19 Süreci ve Ekonomi Üzerindeki Etkileri

Bir salgın olarak Covid-19 virüsünün öldürme oranı düşük olsa da yayılma hızı çok yüksektir.

Önceki salgınlardan en büyük farkı ise yarattığı korku ve telaş ortamının büyüklüğüdür.

İnsanların gelişen teknoloji ile hem uluslararası hareketliğinin artması hem de iletişim ağlarının sosyal medya aracılığıyla olağanüstü gelişmesi, korku ve telaş ortamına katkı sağlamaktadır.

Artık dünyanın herhangi bir yerinde herhangi bir anda meydana gelen bir olay anında takip edilebilmektedir.

Korku/panik ortamına katkı sağlayacak doğru olamayan veya değiştirilmiş haber ve söylemler de sürece fazlaca dahil olmaktadır.

Gerçekten de bilinmeyen ölümcül virüs korkusu, biyolojik ve diğer terörizm tehditlerine tepki ile psikolojik etkilerine benzer ve genellikle daha uzun vadeli sonuçlarla yüksek düzeyde strese neden olur (Hyams vd., 2002: s. 274).

Bu haliyle Covid-19’un sosyolojik olarak da diğer salgınlardan önemli farkları bulunmaktadır.

Covid-19’un ekonomik etkileri, son 100 yıl içerisindeki salgınlar, büyük buhran ve 2008 global krizinin ortak etkilerini barındırmaktadır.

Söz konusu etkiler: salgınların fazla görüldüğü ülkelerde sağlık sisteminin aşırı zorlanması, büyük buhrandaki gibi işsizlik sayısının artması ve özellikle tedarik zincirinin hasar görmesi sonucu paranın dolaşımının yavaşlamasıyla finansal sektörün zarar görebilme ihtimalidir.

Bu zarar sonunda da reel sektör olumsuz etkilenecektir. Finansal sektör tarafının, FED ve Avrupa Merkez Bankalarının erken müdahaleleri ile kriz boyutuna ulaşmamış olması mevcuttaki en iyi durumdur. Gelişmiş ülkelerde başlayan parasal genişleme yönündeki müdahaleler halen devam etmektedir. TCMB’de cesaretli bir şekilde faiz oranlarını düşürmekte ve emisyon hacmini genişletmektedir.

Covid-19 ile başlayan ekonomik sıkıntıların, 2008 krizinin başlangıcı ile ciddi farklılıkları vardır. 2008’de piyasa şoku ve bununla başlayan bir finansal sektör çöküşü yaşanmıştır.

Covid-19’daki şok; büyük bir hızla talep azalması (çok fazla sektörde) ve arz tarafında ise firmaların nakit depolama yönünde pozisyon alması ile başlayan ve akabinde maliyetlerin artması ile arz şoklarının oluşması şeklinde ilerleyen ekonomik süreçlerdir.

2008’den bir farkta aslında talep potansiyeli piyasalarda mevcut fakat arz ve talebi buluşturacak piyasa mekanizması; sokağa çıkma, seyahat kısıtları vb. nedenlerle çalışmamakta ve çalışmayan piyasa mekanizması hem Avrupa hem Asya hem de Amerika kıtasında giderek yayılmaktadır.

Finans sektöründe de yatırımcılar ciddi şekilde varlık satışlarına başlamış ve sert satış istekleri oluşmuştur (1987’den beri en yüksek oran).

Avrupa borsalarında kayıplar %10’u aşarken ABD’de yüksek düşüşlerin ardından işlemlere ara verildiği gözlenmiştir.

Bu haliyle, ülkelerde yaşanan ortak ekonomik sıkıntıları ortak birkaç başlık altında toplanabilir;

 Sağlık harcamalarının artması ve sağlık sektörüne aşırı yüklenilmesi.

Bu konuda ülkeler her ne kadar birbirlerine çeşitli malzeme yardımı yapsalar da özellikle tıbbi malzeme ve cihaz yetersizlikleri çeşitli önlemler alınması ile sonuçlanmıştır.

Örneğin Türkiye’de cerrahi maske satışı yasaklanmış devlet tarafından ücretsiz şekilde dağıtılmıştır. Dezenfektan, kolonya gibi hijyen sağlayan ürünlerin fiyatları aşırı yükselmiş bazı ürünlere tavan fiyat koyulması gereği ortaya çıkmıştır.

Tüm bunlardan daha önemli bir sorun olarak birçok ülkede yeterli tıbbi cihaz, hastane ortamı, sağlık personeli vb. eksiklikler belirmiştir. Mevcut donanım ve personeller de aşırı iş yüküne maruz kalmışlardır.

Yine birçok ülke aşı çalışması başta olmak üzere salgın döneminde gerekli olan diğer malzemelerin üretimi için yeni kaynaklar ayırmıştır. Böylelikle 2020 ve önümüzdeki yıllar için ülkelerin sağlık harcamalarının ciddi şekilde artması beklenmektedir.

 Potansiyel talebin piyasa dahil olmaması sonucu talep şoku.

Salgın sürecinde yaşanan korku ve panik ortamını yatıştırmak, çok hızlı yayılan virüsün yayılma hızını yavaşlatmak için öncelikle uluslararası seyahatlerin kısıtlanması ve ülkeler içerisinde seyahatlerin kısıtlanması sonrasında da birçok ülkede sokağa çıkma yasakları uygulanmıştır.

Yine Türkiye’de benzer tüm önlemlerin yanında, restoran, kafe, çocuk oyun alanları, eğlence yerleri, sahil gezinti alanları, piknik alanları vb. işletmeler ve sosyal alanların faaliyeti geçici süre durdurulmuştur.

Bu haliyle salgın sürecinde, virüsün yayılmasını önlemek ve hijyenin sağlamak adına tüm ülkelerde yaklaşık olarak aynı tedbirler alınmıştır. Bu tedbirlerin doğru olduğuna dair çalışmalar literatürde mevcuttur.

Levine ve McKibbin'de (2020) ana hatlarıyla belirtildiği gibi iyi hijyen uygulamalarının yaygın bir şekilde yayılması ve tedbirlerin arttırılması, bulaşma derecesini azaltabilen ve dolayısıyla sosyal ve ekonomik maliyeti azaltabilen düşük maliyetli ve oldukça etkili bir uygulama olabileceğini belirtmişlerdir.

Virüsün yayılımının kontrol altına alınması kapsamında son derece yararlı olan bu tedbirler tüketicilerin birçok tüketim harcamasının anında kesilmesine yol açmıştır.

Devletlerin aldığı kısıtlamalar sebebiyle, başta yeme-içme hizmetleri olmak üzere seyahat, konaklama ve tekstil işletmelerinde talepte büyük oranda düşüş yaşanmıştır. Bu kapsamda özellikle ve öncelikle sosyal harcamalara olan talebin azaldığı belirtilebilir.

Türkiye Odalar Borsalar Birliği (TOBB) verilerine göre, Türkiye’de konaklama ve yiyecek hizmetleri sektöründe 2020 Mart ayı açılan şirket sayısı 2019 yılı Mart ayında açılan şirket sayısına göre yaklaşık %15 azalmıştır.

 Tedarik zincirinin bozulması sonucu arz şoku.

Bu kapsamda öncelikle talebin bazı sektörlerde keskin şekilde düşüşü ve de dış ticaret kısıtlamaları ile hem depolama maliyetleri artışı hem de ürünleri tedarik edilememesinden dolayı arzda düşüş meydana gelmiştir.

En önemlisi, tüketiciler ve firmalar arasındaki bazı panikler olağan tüketim kalıplarını bozmuş ve piyasa anormallikleri yaratmıştır (McKibbin ve Fernando, 2020:2).

Örneğin bazı sektörlerdeki satın alma yöneticileri üzerinden tutulan, satın alma yöneticileri endeksi Türkiye verilerine göre 13 aydır kesintisiz artan endeks 2020 Nisan ayında azalarak %48,4 değerine gerilemiştir (PMI Türkiye Nisan 2020 Raporu).

Yine benzer şekilde ekonominin arz tarafında özellikle faaliyeti kısıtlanan sektörlerdeki işletmeler mecburen üretimi durdurmuşlardır. Talep şokları sonrası ve işsizlik sonrası gecikmeli olarak ta arz şoklarının artarak devam etmesi beklenen bir durumdur.

 İşsizlik oranındaki hızlı artışlar.

Talep ve arz şoklarının vazgeçilmez sonucu üretimde meydana gelen düşüşlerdir (Guerrieri, 2020: s. 2). Üretim düşüşleri de işsizlik oranındaki artış olarak yansıyacaktır.

Uluslararası Para Fonu (IMF), gelişmiş ülke ekonomilerinde 2019 yılında ortalama %4,8 gerçekleşen işsizlik oranını, Mayıs 2020 tahmininde, 2020 yılı sonu için %8,3 tahmin etmektedir.

Türkiye içinse 2019 yılında %13,2 olan işsizlik oranını 2020 yılı sonu için %17,2 tahmin etmektedir.

Bu tahmin ise 2020 yılında Türkiye’de yaklaşık 1,3 milyon kişinin işsiz kalması anlamına gelmektedir.

ABD ise durum yine kötümserdir.

Şubat 2020'de işsizlik oranı son 4 yılın en düşük oranına eşit olarak %3,5 idi.

Sadece altı hafta sonra, görünüm derinden değişti ve yaklaşık 10 milyon Amerikalı işsizlik parası için başvuruda bulunmuştur (Chaney ve Morath, 2020).
2020).

 Finansal sektör sıkıntıları.

Finans sektörü diğer sayılan sıkıntılara göre şimdiye kadar daha az etkilenen kısım olarak gözlemlenmektedir.

Bu durumunda en büyük sebebi, 2008 krizinden alınan tecrübeler ile erken müdahale sonucunda parasal genişlemenin sağlanmasıdır. Fakat bu tedbirler finansal sistemin etkilenmeyeceği ya da etkilenmediği anlamına gelmemektedir.

Özellikle belirli bir süre sonra borç geri ödemelerinde aksamalar meydana gelmesi ihtimali yüksektir. Aynı zamanda finansal sorunlar ülkelerin dış borç ödemelerini de aksatabilecektir.

Jorda vd. (2020), yaptıkları zaman serisi çalışmalarında tarihsel salgınlarda faiz oranını azalttığına dair kanıt tespitleri vardır.

COVİD-19 Kapsamında Yakın Gelecek Senaryoları Ve Alınması Gereken Acil Tedbirler

Literatürde bulaşıcı hastalıkların geniş çaplı salgınlarının ekonomik maliyetleriyle ilgili çok çalışma yoktur: Schoenbaum (1987), influenza'nın ekonomik etkisinin erken analizine bir örnek verilebilir.

Meltzer vd. (1999) ABD'deki influenza salgınının olası ekonomik etkilerini incelemiş ve aşı bazlı çeşitli müdahaleleri değerlendirmişlerdir.

Yayılma hızında (yani, toplam nüfusa virüs bulaşan kişi sayısı) % 15-35, influenza ölümlerinin sayısı 89-207 bin olduğunda

ABD ekonomisi için tahmini ortalama toplam ekonomik etkisini 73.1 - 166.5 milyar dolar arasında olacağını tespit etmişlerdir.

Yukarıda sıralanan ekonomik nedenler kapsamında tüm ülkeler çeşitli ekonomik paket ve politika kararlarını hızlıca uygulamaya koymuşlardır.

Dünya genelinde Covid-19 ekonomik önlemleri kapsamında açıklanan destek paketlerinin büyüklüğü 8 trilyon doları geçmiş durumdadır. Bu tutar 2008 küresel krizinde alınan önlemleri üzerine çıkmıştır ki sadece bu rakam bile durumun ne kadar ciddiye alındığını kanıtlamaktadır.

Krizin yaz aylarına sarkması durumunda ise bu önlemlerin çok yetersiz kalacağı görüşü hakim durumdadır (Chetan Ahya, 2020).

Türkiye’de de TCMB’nin parasal genişleme hamlelerinin yanı sıra ekonomik paketler açıklanmıştır. Bu kapsamda ihracat/ithalat yasak ve kısıtlamaları, bazı mal/hizmet gruplarında tavan fiyat uygulamaları, ücretsiz izne ayrılan işçilere gelir desteği, kredi destekleri, projeler vasıtasıyla üretim teşvikleri vb. politikalar geliştirilmiştir.

2020 yılı makroekonomik tahminleri ise her revizyonda biraz daha kötü tahmin edilmektedir.

Tabloda 2020 Mayıs itibariyle IMF’nin bazı tahminleri özetlenmiştir;

Tablodan anlaşılacağı gibi 2020 yılı tüm dünya adına ekonomik açıdan zor bir yıl olacaktır.

Ayrıca COVID-19 salgını, 2008 kriziyle ilişkili olandan daha büyük ve 1929 Büyük Buhran sırasında belirsizlikteki artışa daha çok benzer büyük bir belirsizlik şoku yaratmıştır (Baker vd., 2020:7).

Yine bu dönemde alınan önlemler maliye politikası tarafında da (özellikle 2008 krizinden farklı olarak) çok sıkı olduğundan piyasa ekonomisinden uzaklaşma ve regülasyonların artması dikkat çekmektedir.

Fakat bu durum genel olarak desteklenmektedir. Çünkü piyasalarda hem arz hem de talep tarafında şoklar bulunmaktadır.

Fernandes’e (2020) göre de derin ve uzun küresel bir durgunluk kaçınılmaz görünmektedir. Bu süre ve derinlik, COVID-19'un yayılmasını önlemek için alınan önlemlerin başarısına, KOBİ'lerde likidite sorunlarını hafifletmeye, mali sıkıntı altındaki aileleri desteklemeye ve işleri güvence altına almak için hükümet politikalarının etkilerine bağlıdır.

Fernandes çalışmasında bazı tahminlerde bulunmuştur.

Temel tahmininde, GSYİH büyümesi ülkeye bağlı olarak %3-5 arasında düşebileceğidir.

Kötü senaryo tahminlerinde ise GSYİH %10'a kadar düşebileceğini öngörmektedir.

Fernandes’e göre ortalama olarak, her bir ek kriz ayı küresel GSYİH'nin %2-%2,5'ini oluşturmaktadır.

Ayrıca, önceki krizlere dayanarak, daha genç ve daha az eğitimli işçilerin maalesef işlerini kaybetme olasılıkları daha yüksek olacağını tahmin etmektedir. Benzer şekilde ekonomik tahmin ve senaryolara yönelik Covid-19 ekonomi literatürü de hızla artmaktadır.

Fornaro ve Wolf (2020) salgını verimlilik artış hızına olumsuz bir şok olarak yanşayacağını belirtmişlerdir.

Faria-e Castro (2020), yeni Keynesyen modelinde farklı maliye politikası biçimleri üzerine öneriler yapmaktadırlar. Ayrıca salgının, tüketim tarafında büyük bir olumsuz şok olarak yansıdığı tespitinde bulunmuşlardır.

“Helikopter Para” Bir Müdahale Aracı Olabilir mi?

Yaşanan ekonomik sorunların çözüm önerileri kapsamında bu çalışmada özellikle arz şokunun giderilmesi/azaltılmasının öncelikle yapılması önerilmektedir. Çünkü arz şokları kısa sürede çok fazla işletmenin kapanıp ya da faaliyetlerini azaltıp önce ciddi üretim kaybına ardında da ciddi işsizliklere neden olacaktır.

Türkiye gibi son yıllarda çeşitli ekonomik sorunlarla uğraşan ve 2020 yılına işsizlik büyümesi ile giren bir ülkede daha fazla işsizlik ekonomik sıkıntılarla birlikte sosyal sorunları da arttıracaktır.

Söz konusu işsizlik sorunu adına Covid-19 sürecinde bazı önlemler alınmıştır. Örneğin, geçici bir süre işten çıkartma yasaklanmış, ücretsiz izine çıkarılan işçiler kısa çalışma ödeneği kapsamına dahil edilmiş, çeşitli mali destek programları yayınlanmıştır.

Fakat bu tip önlemler kısa vade de şokun etkisini azaltsa da destekler kaldırıldığı ya da azaltıldığı anda durumun hızla tersine dönmesi olasıdır.

Bu sebeple daha kalıcı aynı zamanda kısa vadede sonuç verebilecek politikalara ihtiyaç vardır.

Bu aşamada, yukarıda açıklanan, arz şokunun kısa vade de ve daha kalıcı giderilebilmesi/azaltılabilmesi için “helikopter para” yöntemi değerlendirilmiştir.

Helikopter para (ya da kalıcı para yaratma) Friedman (1948) tarafından geliştirilen, yaptığı metaforda bir helikopterden herkse 1.000 dolar banknot atıldığını varsaydığı daha sonra helikopter para tabirini alan teoridir.

Fridman bu teorisini deflasyonist ortamın giderilmesi için geliştirmiştir. Tüketicilere bir defalığına olsa da verilen paraların tüketimi arttıracağından enflasyonist ortamı destekleyeceğini devamında da üretimde büyümeler sağlanacağını varsaymıştır.

Çok açıktır ki helikopter para uygulamasında bir helikopter kullanılmamaktadır.

Günümüzde helikopter para uygulaması maliye ve para politikalarının ortak bir argümanı olarak değerlendirilebilir.

Yani teorik olarak koordineli çalışan ama alınan kararlar yönünden birbirinden bağımsız iki politika yöntemi, helikopter para uygulamasında ortak davranırlar.

Şöyle ki maliye politikası ile bütçe dengesi hassasiyeti ikinci plana atılarak piyasa doğrudan ve karşılıksız desteklenir ve merkez bankası para basarak hükümet bütçe dengesinin sağlanmasına katkıda bulunur.

Dolaylı bir şekilde olsa da doğrudan parasal destekler yerine vergi indirimleri ile de helikopter para uygulanabilir. Fakat vergi desteklerinin nakit para gibi piyasada hızlı etki yaratmayacağı hesaba katılmalıdır.

Helikopter para uygulamasını merkez bankası geleneksel para uygulamalarından ayıran en belirgin özellik, devlet tahvili alımı vasıtasıyla değil paranın doğrudan piyasaya dağıtılmasıdır (Altay, 2016:2).

Helikopter para uygulamasının ekonomi literatüründe bir öneri ya da alternatif bir uygulama olarak kalmış ve doğrudan bu uygulamayı yapan bir ülke olmamıştır.

Tüm bunların aksine helikopter para kapsamında yapılacak parasal genişlemenin kamusal genişleme ile (örneğin vergi indirimi) desteklenmemesi yönünde görüşü olan araştırmacılarda mevcuttur (Dowd, 2018: s. 148).

Türkiye’de para politikası otoritesi olarak TCMB, 2020 Mayıs ayına gelene kadar emisyon genişlemesinin bir bölümünün para basarak sağlamıştır. Çünkü TCMB verilerine göre 2019 yılında emisyon oranı 2018’e göre -1,57 oranında azalırken 2020 yılı mayıs ayı başında 2019 yılı sonuna göre %60’ yakın bir oranda artmıştır.

Artışın hepsinin tahvil bazlı olması çok uzak bir ihtimaldir.

Mutlaka belli bir kısmı para basımı şeklinde olması gerekmektedir. Aynı zaman da Covid-19 sürecinde reel sektör için devlet destekleri de artmıştır.

Bu tablo dahilinde Türkiye’de Covid-19 için uygulanan güncel politikalar helikopter para teorisi içerisinde değerlendirilebilir. Çünkü, Türkiye’de Covid-19 sürecinde uygulanan politikalar uygulanış biçimi açısından helikopter para ile büyük benzerlik taşımaktadır.

Sonuç ve Genel Değerlendirme

Bu haliyle Türkiye’de para ve maliye politikasının eşgüdümlü uyguladığı ekonomik önlemlerin helikopter para kapsamında değerlendirilirse bazı sakıncalarını dikkate almak gerekecektir.

Öncelikle Friedman’ın önerisini enflasyonun yeterli düzeyde olmadığı çok düşük olduğu ya da deflasyonist ortamın geçerli olduğu bir ekonomide talep artışı ile enflasyon oluşumunun desteklenmesi için geliştirmiştir. Bu durumda helikopter paranın enflasyon yükselmesine yol açması zaten ilk sonucudur.

Türkiye ise 2018’den gelen yüksek enflasyon oranında 2019 yılında ancak bir iyileşme sağlayabilmiştir. Acaba enflasyonun daha fazla yükselme riski var mıdır? Bu sorunun cevabı evet olacaktır.

Belke (2018) çalışmasında benzer bir uyarıyı yapmaktadır.

Belke’ye göre, helikopter para uygulamasının süreklilik kazanması, para politikası mekanizmasını bozacak ve enflasyon yükselmesi gibi olumsuz sonuçlar çıkaracaktır.

Tersi bir çalışma da Rooij ve Hann (2019) Hollanda için yaptıkları analizde, helikopter para kapsamında dağıtılan parayı hane halkının harcamadan çok tasarruf eğilimli kullanacağını tespit etmişler ve bu sebeple teorinin aksine enflasyonu arttırıcı etkisinin olmayabileceğini savunmuşlardır.

Söz konusu Covid-19 etkileri kapsamında değerlendirildiğinde, 2020 yılı içerisinde Türkiye helikopter para tarzı bir uygulama yapsın ya da yapmasın enflasyonda yine de bir yükselme olacaktır.

Çünkü talep şokunun salgının etkisinin azalmasıyla talep artışı yönünde yaşanacak iyileşme süreci, arz şoku sonunda kapanan ya da üretimini azaltmak durumunda kalan işletmelerin arz artış hızından fazla olacağı için artacaktır.

Bir başka neden zaten 2018 yılı sonundan beri aşırı değerlenmiş döviz kurunun yeniden değerlenmesi ve yurtdışı üretimin de azalması ithal malını daha az ve daha pahalıya bulunur hale getireceğinden maliyet yönlü enflasyon artışı da olacaktır.

Ayrıca olası vergi artışlarının da maliyetleri etkileyeceğini öngörebiliriz.

Enflasyon oranın arttığı, işsizliğin arttığı, üretimin azaldığı, arz ve talep şoklarının bulunduğu, Dünyanın ticaret ve üretim hacminin küçüldüğü bir senaryo içerisinde helikopter para uygulamasının Türkiye açısından mantıklı tarafları vardır.

Öncelikle;

 Para basımı katkısıyla da olsa parasal genişleme ve hükümetin ekonomik destek paketleri talebi canlandırır,
 Canlanan talep arzı olumlu yönde etkiler,
 Arzdaki artış işsizliğin azalmasına ya da daha az oranda artmasına katkı sağlar.

Fakat burada hassas olan nokta, enflasyon artışının öngörülenden fazla olması durumudur.

Böyle bir durumda yukarıda özetlenen tüm senaryo tersine dönebilir. Bu durumda enflasyon oranını en az oranda etkileyecek destek paketlerinin oluşturulması önem arz etmektedir.

Böyle bir senaryoda talep yönlü politikalardan ziyade arz yönlü maliye politikaları uygulanmalıdır.

Söz gelimi özellikle KOBİ düzeyindeki işletmelere karşılıksız destekler, iflası önleme ve üretimi düşürmeyecekleri seviyede hassas destekler verilmelidir.

Çünkü Covid-19 salgını sonunda ortaya çıkan ekonomik anlamdaki sorunların en spesifik özelliği; piyasaların talep tarafının talep edebiliyor ama piyasa girebilecek ortamı bulamamasıdır.

Dolayısıyla iflas ve işsizlikler önlendiği ya da ötelenebildiği takdirde Covid-19 etkisinin azalmaya başlaması ile talep tekrar eski düzeyine gelebilecektir. Giorgio ve Traficante (2018) helikopter para açısından bu durumu desteklemektedir.

Giorgio ve Traficante’ye göre helikopter para kapsamında sağlanacak parasal genişleme borç finansmanın da değil parasal finansmanda kullanılırsa enflasyon daha fazla oranda etkilenmektedir.

Özetle, Türkiye’nin Covid-19 sürecinde helikopter para veya bu tarzda bir emisyon ve para basımı vasıtasıyla kamu bütçesinin finanse edilmesinin olumlu bir politika olarak sonuç bulması bazı şartlara bağlıdır.

Öncelikle gerçekleştirilecek kamu desteklerinin (ekonomik paketlerin) daha çok arz yönlü olması önemlidir. Çünkü talep yönlü desteklerin fazla olması enflasyon hızını arttırıcı etkiler doğurabilir.

Bu kapsamda işletmelere yapılacak destekler; iflas, işten çıkarma ve üretimi arttırıcı yönde değerlendirilebilir.

KAYNAKÇA

Altay F. (2016), “Helikopter Para: Mevcut Parasal Genişleme Politikası ile Kıyaslama”, Konya Ticaret Odası Araştırma Raporu, Aralık, Konya.
Baker, S. R., Bloom, N., Davis, S. J., & Terry, S. J. (2020). Covid-induced economic uncertainty (No. w26983). National Bureau of Economic Research.
Chaney, S., & Morath, E. (2020), Record 6.6 Million Americans Sought Unemployment Benefits Last Week. Wall Street Journal, 3.
Chetan Ahya (Morgan Stanley'nin Baş Ekonomisti), BBC röportajı, https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-52065095 (Erişim Tarihi: 09.05.2020).
Dünya Sağlık Örgütü, Covid-19 Pandemi İstatistikleri, https://www.who.int/data/collections (Erişim Tarihi: 12.05.2020).
Dünya Ticaret Örgütü, Ticaret İstatistikleri, https://timeseries.wto.org/ (Erişim Tarihi: 12.05.2020).
Faria-e-Castro, M. (2018). Fiscal multipliers and financial crises. FRB St. Louis Working Paper, (2018-23).
Fernandes, N. (2020). Economic effects of coronavirus outbreak (COVID-19) on the world economy. Available at SSRN 3557504.
Fornaro, L., & Wolf, M. (2020). Covid-19 coronavirus and macroeconomic policy: Some analytical notes. CREI/UPF and University of Vienna.
Friedman, M. (1948). “Monetary and Fiscal Framework for Economic Stability”. Essays in Positive Economics, 133-56.
Guerrieri, V., Lorenzoni, G., Straub, L., & Werning, I. (2020). Macroeconomic Implications of COVID-19: Can Negative Supply Shocks Cause Demand Shortages? (No. w26918). National Bureau of Economic Research.
Lee J-W & W. McKibbin (2004), “Estimating the Global Economic Costs of SARS” in S. Knobler, A. Mahmoud, S. Lemon, A. Mack, L. Sivitz, and K. Oberholtzer (Editors), Learning from
SARS: Preparing for the next Outbreak, The National Academies Press, Washington DC Ebook (Erişim Tarihi: 12.05.2020).
McKibbin, W. J., & Sidorenko, A. (2006), “Global macroeconomic consequences of pandemic influenza”. Sydney, Australia: Lowy Institute for International Policy.
McKibbin, W. J., & Fernando, R. (2020). The global macroeconomic impacts of COVID-19: Seven scenarios.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Veri Dağıtım Sistemi, https://evds2.tcmb.gov.tr/index.php?/evds/portlet/IScH%2BA8YwOo%3D/tr (Erişim Tarihi: 12.05.2020).
Türkiye İhracatçılar Meclisi (2020), “İhracat 2020 Raporu Yeni Vizyon Yeni Yol Haritası”, Ankara
Türkiye İstatistik Kurumu, Konularına Göre İstatistikler, http://www.tuik.gov.tr/UstMenu.do?metod=temelist (Erişim Tarihi: 12.05.2020).
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Açılan/kapanan şirket istatistikleri, https://www.tobb.org.tr/BilgiErisimMudurlugu/Sayfalar/KurulanKapananSirketistatistikleri.php (Erişim Tarihi: 12.05.2020).
Uluslararası Para Fonu, Türkiye ve Gelişmiş Ülkeler İçin İşsizlik İstatistikleri, https://www.imf.org/external/datamapper/LUR@WEO/OEMDC/WEOWORLD/ADVEC (Erişim Tarihi: 12.05.2020).

KAYNAK

Eryüzlü, H . (2020). COVID-19 EKONOMİK ETKİLERİ VE TEDBİRLER: TÜRKİYE’DE “HELİKOPTER PARA” UYGULAMASI . Ekonomi Maliye İşletme Dergisi , 3 (1) , 10-19 . DOI: 10.46737/emid.745621

Etiketler
  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  DİĞER ARAŞTIRMA Haberleri
Tüm Anketler
İş Yerinde Mutsuzluğun Nedeni Nedir?
BİZİ TAKİP EDİN
  • YUKARI